Geze Geze Kazdağları- Kazdağları Gezi Rehberi 2

437
2

AŞK

Beni herkes sevdaya asi sanır.

Oysa aşk

Beni nerde görse tanır.

Hasret tanır.

Zulüm tanır.

Ölüm tanır.

Yüzüm yüzümden utanır.

Tuncel KURTİZ

Kazdağları gezimizin ikinci bölümüne nedense Tuncer Kurtiz’le başlamak istedim. Kazdağları aklıma düştükçe hep Tuncer KURTİZ’de düştü…

Sabahın mahmurluğuyla iki gün bizi ağırlayan İnek Obası Kamping’e veda ederek, eskiden Tahtaköy şimdilerde Çamlıbel olarak bilinen Köye geliyoruz.

Tuncer Kurtiz’e bir selam

Gelmemizin asıl nedeni Tuncer Kurtiz’i ziyaret etmek. O, çoktan başka diyarlara göçüp gitse de, köyün girişindeki mezarına uğramadan onun izini sürmeden buralardan geçip gitmek istemedik. Aklımızda nedense son oynadığı meşhur dizideki rolü ‘’Ramiz Dayı’’ olarak kalsa da o, buraların da dayısıymış meğer. Uzun yıllar Kazdağları’nın eteklerinde Çamlıbel Köyünde ailesiyle işlettiği otelinde gelen giden misafirleriyle ne çok anı bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Ramiz Dayıya sabah selamını vererek hemen köyün yakınında yer alan bir başka köye yönümüzü çeviriyoruz.

Tahtakuşlar Köyü Etnografya Müzesi

Edremit’in Tahtakuşlar Köyü’ne uğruyoruz. Köyün girişinde yer alan, Türkiye’nin ilk köy müzesi ve özel etnografya müzesi olan Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, 1992 yılında açılmış. Alibey Kudar isminde bir ilkokul öğretmeni tarafından kurulan müzede Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Konar-Göçer Türk boylarına ait giyim eşyaları, aletleri, halıları ve çadırları sergileniyor.

Müzeden sonra yol bizi Adatepe’ye sürüklüyor. Dar virajlı yollarda ilerliyoruz. Adatepe’ye gelmeden birkaç km önce Zeus Altarı karşılıyor.

Homeros’un İlyada Destanından Zeus Altarına

Homeros’un  İlyada  Destanı’nda Tanrıların İda Dağında yaşadıklarından ve Troia (Truva) Savaşını buradan izleyip yönettiklerinden söz edilir.  Zeus’un da burada yaşadığı ve savaşı izleyip yönettiği yine bu destanda İlyada’da yer alır.

Bölgede yapılan araştırmalarda denize ve körfeze hakim olan bu tepede inşa edilen mekanın baş tanrı Zeus’a ait olduğu düşünülüyor. Yoldan ayrılarak bir süre toprak yolda ilerliyoruz. Etrafımızı saran ağaçların arasında bir süre yürüdükten sonra Edremit Körfezi’ne hakim olan yere Zeus Altarı’na geliyoruz.

Dede Tepe olarak da bilinen bu tepe üzerinde bulunan Zeus Altarı olarak bilinen yer, tamamen kayanın işlenmesiyle oluşturulmuş. Kayanın üzerindeki oyuklardan oluşan basamaklardan çıkılıyor.  Kayanın içinde sunak nişleri, oturma platformları ve içi oyularak oluşturulan sarnıç bulunuyor. Sunağın altındaki oda gibi olan yerde bulunan sarnıca, Zeus Mağarası’da  deniliyor. Bu haliyle bile Zeus Altarı günümüzde de kutsal alan olma özelliğini koruyor. Bir de önüne serilen manzara var ki, anlatılmaz sadece seyredilecek güzellikte…

Sana uzaktan bakıyorum ADATEPE

Zeus Altarı’ndan sonra Kazdağları’nın en meşhur köyü Adatepe’ye geliyoruz. ‘’Şehrin gürültüsü ve stresinden uzaklaşıp, doğa ve tarihle iç içe sakin, sıcak ve dostça bir ortam arıyorsanız Adatepe’ye gelin.’’ diyen çok olmuştur. Geneli de kalabalık şehirlerden kaçan en çokta İstanbul’dan kaçıp buraya yerleşen, kendince bir şeyler yaparak hayatına devam edenlerin yerine çoktan dönüşmüş bile.

Doğal ve tarihi sit alanı olarak koruma altına alınan Adatepe’nin, oksijen oranının yüksekliğiyle bilinen Kazdağları’nın en batı ucunda ve Ege denizine tepeden bakan bir konumda, zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrili şirin bir köy olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Köyün taşlı sokakları, mimarik açıdan bizleri büyüleyen yapılarından etkilenmemek mümkün değil.  Bir gün burada uyanmak dileğiyle komşu köye Yeşilyurt’a ilerliyoruz.

Yeşilyurt Köyü daha sıcak ve samimi

Aracımızı köyün meydanına park ediyoruz. Köyün taşlı yollarında ilerlerken gözümüze her çeşit dondurma ilişiyor. ‘’Kekikten dondurma mı olur, yok artık!’’ desek de yemeden de geçmiyoruz.

Köy bizi oldukça büyülüyor. Sevimli ve bir o kadar da samimi. Adatepe’de güzel olmasına güzel de burası daha samimi geldi. Gece burada kalmaya karar veriyoruz. Sardunya Oteli seçiyoruz. Şirin bir yer… Köyü çok anlatmayacağım ancak daha önce yazdığım yazımı buradan okumadan geçmeyin!

Tarihi Zeytinyağı Aletleri Müzesi’ne de uğradık

Ayvalık’a doğru giderken yolumuzun üzerinde yer alan Zeytinyağı Müzesi’ne de uğruyoruz. 40 yıldır zeytinyağı işiyle uğraşan Ertür ailesinin 7 yıllık bir çalışma sonucunda ortaya çıkardığı koleksiyonun yer aldığı “Tarihi Zeytinyağı Aletleri Müzesi”ni geziyoruz.  En eski zeytin sıkma tekniğinin ahşap kaldıracından, ahşap mengenelerine, sulu baskılı günlerin ünlü madeni mengenelerine kadar tüm sistemleri müzede görebiliyoruz.  Sergide yer alan ve milattan öncesinden başlayarak, buharın icat edildiği yıllara kadar kullanılan aletler, sadece Ege Bölgesi’nden toplanmış. Eski dönemlerin kol gücüyle çalışan “çıkrıklı” mengenesinin kolan ipi ve koca odun direğinden oluşan “bucurgat” ve ahşap sonsuz vidalı ilkel zeytin sıkma mengenesinin altına yerleştirilen “mendil taşı” müzenin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Kazdağları; köyleri, doğal güzellikleriyle büyüleyen müthiş güzel bir yer. Çevrede Sütüven, Hasan Boğuldu’dan başka Şahindere Kanyonu, Mıhlı değişik bir deneyim yaşatacak güzellikteler. Şahindere kanyonu yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz. Biz şimdilik Ayvalık’a yol alırken, sizler gezi yazımızı okumadan yola çıkmayın!…

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here