Bangkok Bangkok

117
0

Dünyanın en çok turist çeken şehri Bangkok’tayız. Dolu dolu yaşayacağımız on beş günlük Tayland turumuzun dört gününü buraya ayırdık. Belki yetmeyecek ama daha sonra tekrar gelmeyi düşleyerek gezmeye başlayalım…

Doha aktarmalı 9 saatlik uçuşun ardından bir öğle vakti Bangkok’ta Suvarnabhumi Uluslararası Havalimanı’na iniş yaptık. Tayland programımızda bizim önceliğimiz Pattaya sonra Bangkok’tu bu nedenle iki gün Pattaya’da dolaştıktan sonra Bangkok’a geri döndük. Yollarda zaman kaybetmeyelim diye Pattaya’dan Bangkok’a getiren taksiciyle anlaşarak şehirde konakladığımız sürede bize eşlik etti.  Her ne kadar biraz masraflı olsa da zamandan bayağı kazanmış olduk. Yerelde bilmediğimiz köşelerde dolaşırken Thai yerel lezzetlerini de tatmış olduk.

Bangkok Bangkok

Bangkok, tarihi yerleri ve ışıltılı levhaları çıkardığımızda bildiğimiz metropol. Tıpkı diğer başkentler gibi betonarme kalabalık bir şehir. Diğer metropollerden farkı etrafa yayılan körili yemek kokuları ve yüzlerinde tatlı tebessümlü insanları.  

Gelir düzeyleri çok fazla olmasa da burada hep gülümseyen insanlar yaşıyor.  Buraya hatta  “Gülen insanların ülkesi” de diyebiliriz.

Bangkok’da Gezilecek Yerlere Gelirsek ;

  1. Grand Palace (Büyük Saray )

Aniden program değişikliğiyle kendimizi önünde bulduk (Gezerken zamanı verimli kullanmak öncelik olunca böyle absürt durumlar yaşanabiliyor.). Önünde uzayan sıranın arasına karıştık. Sıralar genelde bilet için olur bizimki tamamen kıyafet üzerineydi. Tapınaklara ve müzelere her kıyafetle girilmiyor. Buranın da böyle hassas kuralları var. Haklılar, bizde kurallara uymalıyız! Günü başka yerde geçireceğimizi düşleyerek rahat ve biraz kısa kıyafetler seçmiştim. Hemen girişte Tayland’ın simgesel tişörtlerinden birini edinirken, boynumdaki fularımı da peştamal gibi belime dolayınca durumu kurtarmış olarak içeriye girmeye hak kazanmış oldum ( Söylemeden geçmeyeyim, dünyanın neresine giderseniz gidin yanınızda muhakkak uzun ve geniş fular bulundurmaya çalışın. Böyle durumlarda çok lazım oluyor. ).

Bangkok’a gelince görülmesi gereken yerlerin başında burası geliyor.  Gezi listesinin  olmazsa olmazı diyebiliriz. Büyük Saray, 1782 tarihinde yapılan saray kompleksi, yaklaşık 150 yıl Tayland Kraliyet Ailesine, kraliyet mahkemesine ve hükümetine ev sahipliği yapmış. Saray, hala içindeki savaş bakanlığı ve devlet daireleriyle Tayland Krallığı’nın sembolü olmaya devam ediyor. Büyük Saray’ın mimarisi ve özellikle de ince işçilikteki detayları gelenleri büyülüyor. Gerçekten de Tayland halkının yaratıcılığı ve süsleme sanatındaki ustalığı görülmeye değer. En az yarım günü buraya ayırmanız gerekiyor. Gezilecek yerin çokluğu, buranın güzelliği ve ilginin fazla oluşu en büyük etkenler arasında yer alıyor.

2. Yatan Buda Heykeli (Wat Pho)

Bugüne kadar Buda’yı hep otururken hatırlasak da buraya gelince hem burada hem de gezimiz süresince birkaç yerde karşılaşıyoruz. Ülkenin ilk üniversitesi olarak adlandırılan Wat Pho Tapınağı’nın oluşu, içerisinde verilen meditasyonla birlikte  geleneksel masaj eğitimleri, antik dönemde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ve en önemlisi sahip olduğu dev boyutlardaki Yatan Buda Heykeli nedeniyle yıl boyunca yoğun ilgi görüyor.

Tapınak 16. yüzyılda kurulmuş. İçerisine 1800’lü yıllarda yerleştirilen altınla kaplı heykel, 46 metre uzunluğunda ve 15 metre yüksekliğinde.

Yatan Buda’da,  uzunluğu 5, yüksekliği 3 metre olan ayak tabanları ilgiyi artıran detayların başında geliyor.  Eserin bu kısmına sedef taşlarla olumlu kabul edilen 108 eylem ve sembol işlenmiş.

Tarih, bilim ve edebiyat alanlarında bilgiler içeren 1.360 mermer levhanın bulunduğu tapınağın girişinde yer alan 108 bronz kâseye ziyaretçiler şans getirsin diye para atıyor.  Şans getirdiğine inanılan bu hareketler sonucunda kaselerde  toplanan para tapınağın ve heykelin bakımına harcanıyormuş. Bilindik ritüellerden biri.

3. Kanal Turu

Pattaya’dan dönünce geriye kalan zamanı nasıl değerlendirelim derken karşımıza çıkan ilk tekneye atlayıverdik. Hiç pazarlık yapmadan, sorgulamadan. Meğerse pazarlık yapmak gerekiyormuş sonradan anladık. Geniş kanalı sağa sola yalpalayarak geçtikten sonra yerelin yaşadığı dar kanallarda dolaşmaya başladık. Sessizliğin hüküm sürdüğü dar kanallar arası yolculukta tek veya iki katlı yapıların birbirinden farklı hayatlara ev sahipliğine tanıklık ederken, şehrin betonarme görünümünden uzaklaşıp doğal kenar mahallelerinde dolaşmak farklı bir hayatı önümüze sundu. Yaklaşık yarım saatlik turumuzda bindiğimiz yerden farklı bir yerde kanalın karşısında inince dönüşümüzü nasıl yapacağımızı kara kara düşünürken, karşımıza çıkan tuktukla yapmaya karar verdik. Uzakdoğu’nun en ekonomik taşıtı bunlar olsa gerek ve biz ilk defa tanışıyoruz. Sürekli gülümseyen, gideceğimiz yerin neresi olduğunu anlamaya çalışan bir amcayla karşılaşınca aynı dilde buluşamasak da haritadan işretlerle anlatmaya çalışınca kısa süreli yolculuğumuzda başlamış oldu. Neyse otelimize yakın yere kadar bizi getirdi. Kısa süreli tuktuk maceramızın ardından gezimiz boyunca kısa mesafeli birçok yere ulaşımımızı bu araçlarla sağladık. Keyifliydi…

4. Bangkok’un Yüzen Pazarları (Floating Markets)

Geneli şehir merkezinin dışında yer alan birçok Yüzen Pazar yer alıyor.  Bu kadar kısa sürede hepsini gezmek mümkün değil tabi. Bangkok’ta Birbirinden farklı birçok Pazar yer alıyor. Bunlar;

Bang Khu Wiang Floating Market

Bang Nam Pheung Floating Market 

Damnoen Saduak Floating Market

Khlong Lat Mayom Floating Market

Taling Chan Floating Market

Tha Kha Floating Market

Ne yapalım derken, birine karar verdik. Bu pazarlar içinde en popüler ve en turistik olanı  Damnoen Saduak Floating Market’e uğradık. Gönül isterdi ki hepsine uğrayalım hatta aklım banliyö tren hatlarının üzerine kurulmuş olan Samut Songkhram’daki pazar yerinde kalsa da bu sefer uğrayamadık.

Gelelim Damnoen Saduak Floating Market’e; kanallar arasında dolaşarak satıcıların ya minik kayıklarda tropikal meyve, sebze, taze hindistan cevizi suyu, teknede pişirdikleri yerel yiyecekleri ya da kıyıdaki derme çatma ahşap binalarda yöresel süs eşyalarını sattıkları hareketli pazarlardan oluşuyor.

          Yüzen pazarlara dair deneyimimize ise buradan ulaşabilirsiniz.

5. Khao San Road

Gelince Çin Mahallesi’nde Khao San Road dolaşın deniliyordu, biz de dolaşalım dedik. Çin Mahallesi olarak bilinen yer Khao San Road olarak geçiyor. Burası  yakın zamana kadar pirinç pazarıymış. Yaklaşık 20 yıla yakın sürede, önce kaldırımları kaplayan ucuz yeme-içme ve konaklama mekânları sayesinde ilk sırt çantalı gezginlerin dikkatini çekerken daha  sonra da  kentin en önemli noktası haline gelmiş.

Büyük Saray ve Yatan Buda Heykeli’ne uğradıktan sonra  geriye kalan zamanı burada geçirebilirsiniz.  Özellikle akşam saatleri Thai mutfağının en eşsiz lezzetlerini oldukça ucuza tadabiliyorsunuz. Unutmadan geçmeyeyim, burası nisan ayının ortasında renkli bir festival alanına dönüşüyormuş. Biz ocak ayında gittiğimiz için festivali göremedik.

6. Tayland’ın Eski Başkenti Ayutthaya

Bangkok şehir merkezine yaklaşık 1,5 saat uzaklıkta Tayland tarihinin eski başkenti Ayutthaya,  geçmişten günümüze kutsal emanet kuleleri ( prang ) ve devasa manastırları ile dönemindeki ihtişamını hala gözler önüne sermeye devam ediyor.  UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1991 yılında girmeyi başaran Ayutthaya, Bangkok’a kadar gelmişken görülecek yerlerin ilk sırasında yer alıyor. Biraz meşakkatli bir yol önümüzde görülse de biz yine anlaşmalı taksicimizle ulaşım işini halletmiş olduk. Çıkışta antik kentin hemen kıyısında yer alan yerel mekanlarda Thai yemekleriyle de günü güzel tamamlamış olduk.

Ayutthaya dair tüm ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.

7. Masaj da masaj

Tayland denilince ilk akla masaj geliyor. Bu şehrin bu ülkenin olmazsa olmazı masaj da masaj.

Bangkok’u keşfetmek için geçirdiğimiz her günün sonunda, yorgunluğu hem kasta ve hem da ruhta atmanın en kolay yolu masajda bulduk. Zaten siz istemeseniz de yol sizi oraya sürüklüyor. Muhakkak karşınıza çıkan, elinde tarifelerle gülümseyen kadınları reddetmek mümkün değil. Kimisi merdiven altı, kimisi oldukça iyi mekanlarda, sokaklarda kısacası her yerde her keseye göre masaj yapılıyor.

8. Sokak yemeği yiyin

İlk başlarda biraz uzak dursak da Thai yemekleri ve lezzetleri sonra tadını alınca vazgeçemeyeceğimiz bir tutku haline dönüştü.  Bangkok’ta her köşe başında, özellikle akşam saatleri rengarenk ışıklarıyla dikkat çeken yemek ve içki kamyonetleri görmeye başlıyorsunuz. Bu kamyonetlerde harika kokteyller ve atıştırmalıklar bulabilirsiniz. Hem sadece Thai yemekleri de değil, pizzadan hamburgere, deniz mahsullerinden Meksika yemeklerine kadar birçok alternatif sunuluyor. Bu lezzetleri tadabileceğiniz en popüler sokaklar ise; Sukhumvit, Khao San, Chatuchak, Ari sokakları.

Bizim deneyimlediklerimiz bu kadarken daha çok gezip görmek isteyenlere Bangkok’ta gezip görülmesi gereken yerler listesini sunup yazımızı tamamlıyoruz.

Büyük Saray

Şafak Tapınağı (Wat Arun)

Yatan Buda Heykeli (Wat Pho)

Altın Buda Heykeli (Wat Traimit)

Yüzen Çarşılar

Chatuchak Pazarı

Jim Thompson House

Çin Mahallesi

Khao San Road

Bangkok Ulusal Müzesi

Lumpini Park

Siam Meydanı

Zümrüt Buda Tapınağı (Wat Phra Kaew)

Wat Suthat & The Giant Swing

Dusit Sarayı

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here