Dünya’nın En Görkemli Tapınak Şehri- BAALBEK

297
0

En çok görmek istediğim yerdeyim, Baalbek’te. Sami ırkından Akdenizli bir kavim olan Fenikelilerin sonra da Yunanlıların, Romalıların inanç ve kültürlerin birleştiği yer, Baalbek. Aynı zamanda Dünya’nın en görkemli tapınak şehri olarak da biliniyor. 5 bin yıllık geçmişiyle dimdik ayakta duran antik şehir birçok medeniyete de ev sahipliği yapmış. Önce Fenikelilerle başlayan serüven, Yunanlılara sonra da Romalılara geçerek kutsal bir mekan olarak kabul edilmiş ve önemini her zaman korumuş. Romalılardan sonra Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlüklüler ve Osmanlıların hâkimiyetine girmiş. Her medeniyet şehre bir şeyler katmış.

Beyrut’a 180 km uzaklıkta, Humus Şam demiryolu üzerinde, ıssız antik şehre, Lübnan’da kaldığımız sürece bize aracıyla eşlik eden Joseph’le gittik. Yaklaşık yolculuğumuz 2 saat sürdü. Dolmuşla gelseydik yolculuğumuz daha uzun süreceğini biliyorduk. Bizim gibi hafta içi yoğun çalışıp, hafta sonu nereyi keşfedersem kar mantığıyla en kolay yolu seçtik.  Ülkenin yüz ölçümü de küçük olunca her yeri gezmeye zamanımız yetti. Tabi bunda en büyük etken Joseph’ti.  

Sabah başlayan yolculuğumuzda önce önümüzde yükselen Lübnan’ın ünlü kayak merkezi olan ve kendi adıyla anılan Faralya antik kentini aşmamız gerekiyordu.  Buraya kadar gelmişken, gezmeden geçmeyelim diyerek, kısa süreliğine mola verdik. Faralya’dan önce başlayan ve  Bekaa Vadisi’ne kadar uzanan yol boyunca beş farklı nokta da polis kontrolünde ilerledik. Her seferinde Joseph arabayı yavaşlatıyor, eliyle verdiği selamın ardından yüzlerde oluşan tebessümle hiç duraksamadan yolumuza devam ettik.

Düzlüğe indiğimizde Bekaa Vadisi’ne geldiğimizi hem coğrafi değişim, hem de etraftaki yazılar ve fotoğraflardan anladık. Bir dönem çatışmaların en yoğun olduğu bölgedeydik. O dönemde her gün gazete ve televizyondan sıkça duyduğumuz ‘’Bekaa Vadisi’’ burasıydı. Yıllarca çatışma bölgesinde kalan ve Lübnanlı bakanın ‘’Baalbek’’i kurtarın çağrılarına cevap veren Unesco tarafından 1984 yılında koruma altına alınmış.

Bir tarafımızda Suriye’ye paralel dümdüz yolda bir süre ilerledik. Evlerin ve insanların kalabalığından antik tapınağa Baalbek’e geldiğimizi anladık. Hemen kıyısında yer alan kafede biraz durup, soluklandıktan sonra girişe doğru ilerledik. İçeriye girmek için gişeden aldığımız biletimizle tapınağa doğru yükselen merdivenleri aştık. Kapıda bizi karşılayan rehberlerle kısa bir sohbetin ardından bir türlü aynı dillerde buluşamayınca kendi başımıza gezmeyi tercih edip, gülümseyerek yolumuza devam ettik. Rehberli gezmek isteyenlere göre İngilizce veya Arapça rehberlik yapıyorlar.

Fenikelilerin en güçlü tanrısı olan “Baal” adına şehre Baalbek ismi verilmiş. Daha sonra Yunanlılar tarafından Heliopolis yani Güneş Şehri olarak ismi değiştirilmiş. Yıllar sonra yeniden Baalbek adını alan şehir, farklı tanrılara adanmış tapınaklarıyla pek çok farklı inanışa göre bir dini merkez olmuş.

 Baalbek, 1500’lü yıllarda Osmanlı hakimiyetine girmiş. O tarihteki kayıtlara göre şehrin en büyük tapınağı olan Jüpiter başta olmak üzere bir çok eser yıkık durumdaymış. Osmanlı idaresi 1900’lü yıllarda Almanlara verdiği araştırma izninden sonra şehrin toprak altındaki büyük bölümü yeniden ortaya çıkarılmış. I. Dünya Savaşı’nın sonrasında ise bölge Fransızların eline geçmiş ve Fransız araştırmacılar bölgedeki kazı çalışmalarına devam etmiş. Şehir bugünkü halini almış.

Antik şehirde üç büyük tapınak bulunuyor; Jüpiter, Baccus, Venüs Tapınak’ı başta olmak üzere hepsini sırayla gezmeye başladık. Farklı dönemlerde yapılan tapınakların bazıları dimdik ayakta dururken, bazıları zamana yenik düşse de etkisini hala kaybetmemişti.

Gelelim Tapınaklara,

Jüpiter Tapınağı;

En büyük tapınak olarak biliniyor.  Jüpiter tapınağı, 22 metre yüksekliğinde 84 devasa uzunlukta sütunlardan oluşuyor. Günümüzde sadece 6’sı ayakta kalabilmiş. Bu devasa sütunlar halen dünyanın en uzun sütunları olarak kabul ediliyormuş. Her biri yaklaşık 300 ton olan bu sütunlar o dönemde Mısır’dan getirilmiş. Jüpiter Tapınağının temelinde bulunan dev anıt taşlarının tapınağa nasıl taşındığı ve nasıl işlendiği ise hala bilinmiyor.

Baccus ( Baküs) Tapınağı;

Roma tapınağı olarak bilinen Baküs, antik dönemde yapılmış ve günümüze sağlam kalan modern mimari içinde bir esin kaynağı olmaya devam ediyor. 18 metre uzunluğunda ve 46 sütunu bulunan antik çağın devasa yapısı Baküs, günümüzde varlığını koruyarak hepimizin dikkatini ve ilgisini çekiyor. Hayran olunacak güzellikte…

Venüs Tapınağı;

Şehrin giriş kısmında yer alan Venüs tapınağından ise günümüze pek bir şey kalmamış. Birkaç basamak merdivenle çıktığımız yükseklikten önümüzde uzanan bir düzlüktü sadece. Geriye kalanlar yüzeyde, bilinmeyenler tarihin gizeminde…

Tek tek hiçbir yapıyı atlamadan hayranlıkla dolaştık. Yazılanlardan, resimlerden, fotoğraflardan bizi sürükleyen, kendine çeken her şeyden bir şey öğrenmeye çalışarak merakımızı bir nebze olsa yenmeye çalıştık.  En güzel tarafı ne biliyor musunuz, aşırı sıcakların ve yoğun kalabalığın olmayışı, hava ve ortam tam kıvamındaydı. Özgürce tarihin sayfalarında dolaştık…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here