Gündüzle Gece Farklı Hikaye- Bansko

547
2

Her sene yurdumuzun farklı kayak pistlerinde kaymanın (azıcık da olsa) tadını almışken, uzun süreden beri içimizde yükselen sese kulak verip hadi diyoruz, Bansko’ya!

Haftalık iş yoğunluğumuzu tamamladığımız zaman tam da tatil moduna girmişken, bir anda Edirne’ye doğru yoldayız. Önce Kapıkule sınır kapısından geçiyoruz. Ardından Bulgaristan sınırını da geçince kısa süreliğine mola verip, uzunca bir süre araç kullanmanın vermiş olduğu yorgunluğu hafifletmek üzere içilen kahvelerin ardından yola devam ederek, ertesi güne evrilen bir zamanda  daha gün ağarmadan saat 2 gibi Bansko’da oluyoruz. Cuma beşten, cumartesi sabahı ikide Bansko’dayız. Kısa bir yolculuk gibi değil mi? Beğenirsek tekrar tekrar geliriz, öyle de görünüyor.

Dört kafadar kayak tutkunu, biraz da rahatımıza düşkün olunca iki günlüğüne bir daire kiralıyoruz. Çevrede oldukça fazla her keseye göre otel olsa da biz evde daha rahat ediyoruz. Çok şirin hemen kayak merkezine yakın bir apartman dairesini ayarlıyoruz. Yuvamıza yerleşip, yol yorgunluğunu atınca kahvaltının ardından pistlerle buluşmanın heyecanıyla soluğu merkezde alıyoruz.

Merkezden kayak pistlerine ‘’Gondola’’ ile ulaşılıyor. Tabi birçok alternatifte var. Gondola’nın çevresinde kayak malzeme ihtiyacımızı giderecek birçok kayak kiralamak için yerler oldukça fazla.  Buralarda kayak kiralamanın yanında eğitim verecek birçok da hoca var.  Bizim için eğitime gerek yok yıllardır keyfimize göre kayıyoruz. Şimdilik olimpiyatlara hazırlanmadığımıza göre işin eğlence tarafındayız. Hemen gondolanın yanındaki kayak kiralama merkezine girip, isteklerimizi dilimiz döndüğünce anlatıyoruz. Bulgarca bilmediğimiz için anlaşmak için İngilizceyi tercih ediyoruz. İstediklerimiz hemen geliyor ancak yurdumuzdaki kayak merkezlerindeki kayak kiraladığımız yerlerden eser yok burada! Kendi haline bırakılıyorsun. Elimize kayak malzemeleri tutuşturuluyor. Gerisi bize bırakılıyor. Birbirimize destek olarak ayakkabılarımızı giyip, baton, kask, gözlükleri de takıp, bize verilen numara ve barkotlu bilekliği de kaybetmeyerek piste doğru ilerliyoruz. Fiyatlara gelince döviz kuruna bakınca bizdeki fiyatlarla başa baş yarışıyor.  Tek günlük ekonomik olmasa da iki ve daha çok günlük kiralamalar daha ekonomik. Fiyatlar oldukça uygun.  

Hemen yanında yer alan gondola sırasından günlük bilet fiyatlarından birini tercih ederek biletimizi alıyoruz. Günün yarısını yitirdiğimize göre yarım günlük sınırsız olanı öncelikle tercih ediyoruz. Zaman oldukça kısıtlı saat 5 gibi dükkanlar  kapandığı gibi gondol servisleri de bittiğine göre hiç soluksuz geriye kalan zamanı kayarak değerlendiriyoruz.

Gondolayla, beyazla yeşilin buluştuğu dar aralıkta etrafı saran ağaçları seyrederek yaklaşık 20-25 dakika yol alıyoruz. Bütün pistlere açılan ana merkeze kadar gidiyoruz. Bundan sonrası kişinin hangi pistte kayma isteğine göre şekilleniyor. Kayak kiraladığımız yerden edindiğimiz haritaya göre pistimizi seçiyoruz. Şansımızı zorlamaya gerek yok, turuncu yol bizim için oldukça iyi görünüyor. Gelenlerin öncelikle tercih ettiği ve kayak hocalarının da eğitim alanı olan turuncu pistte uzun ve keyifle kayıyoruz.  Günü bitirene kadar da kaymaya devam ediyoruz.

İkinci gün erkenden pistteyiz. Bugün gondola yüklüce para vermemek adına pistin başına kadar aracımızla gidiyoruz. Burada bir başka kolaylık da bu olsa gerek. Yalnız sizi taşıyacak bir sürücüye ihtiyacınız var! Araçla gelmek birinci koşul ve kaymayı tercih etmeyen ancak gezmeden de vazgeçmeyen bir arkadaşla gelmek ikinci koşul. Bizde iki koşulda yer alınca tek kelimeyle, şanslıyız! Kısacası kendimize kurban seçiyoruz. Dar her tarafı saran ağaçların arasından virajlı yolda gün boyu birkaç kere geçmenin keyfine bir de kayarak inmenin keyfi birleşince tadına doyum olmuyor. Tek sıkıntı aracı kullanan arkadaş daha aşağıya inemeden bizim buluşma yerinde çoktan yerimizi almış olmamız farklı bir duygu.

Bansko’da gündüz pistlerin tozunu atarken, gecede farklı renkli hayatlar gelenleri büyülüyor. Burası hemen dağın kıyısına kurulmuş minik bir kasaba ancak diğer yerlerden çok farklı. Eğlencenin de kalbi burada atıyor. Aklınıza gelebilecek her türlü eğlence burada farklı bir gece hayatı yaşanıyor.

Etrafta oldukça yabancı turist var.  Çoğunluğunu İngilizlerin oluşturduğu turistlerin dışında Avrupa’nın farklı ülkelerinden de oldukça rağbet gördüğü şöyle etrafa bakınca hemen anlaşılıyor. Bunun yanı sıra Ruslar ve yerel de bayağı var.

Peki, burayı cazip kılan nedir?

Farklı eğlence imkanı, kar yağış oranındaki düzenlilik ve olimpik standartlardaki pistleriyle Bansko, Avrupa’nın yükselişe geçen kayak merkezleri arasında yer alıyor olması ilk sebep. Kış turizmi için çok iyi bir iklime sahip olduğundan, aralık ayında başlayan ve mayısın ortasına kadar süren uzunca bir kayak sezonu geçirmesi de ikinci sebep olarak söyleyebiliriz.

Başkent Sofya’ya da oldukça yakın Bansko, arada üç saatlik mesafe olunca, uzaktan gelenlerin ulaşımını oldukça kolaylaştırıyor. Uçakla Sofya’ya gelip, oradan da kiraladığın araçla veya otobüsle çok rahat buraya ulaşabiliyorsun.

Bansko’da, 900 metreden, 2 bin 650 metreye kadar çeşitli yükseklikte 15 tane kayak pisti yer alıyor. Her biri ayrı numara ve renklerle zorluk derecesine göre kategorilere ayrılmış.   En iyi kayakçılardan yeni başlayanlara, yarış pistlerinden çocuklu aileler için kayak alanlarına kadar herkese uygun bir pist bulunuyor.

Buraya sadece kayak yapmaya mı, geliniyor?

Cevabımızı hemen verelim, tabi ki hayır!.. Bansko, kayak merkezi olmasının yanında bizdeki gibi kayak merkezlerinden oldukça farklı bir ortam sunuyor. Bizdeki bilindik kayak merkezlerinin etrafını oteller sarmış, gündüz kayakla gece de oteldeki eğlencelerle sınırlandırma burada yok. Gündüz kayağını yapıyorsun, gece de sabaha kadar her türlü eğlenceye, oyuna zaman ayırıyorsun. Canın nasıl eğlenmek isterse, nerede vakit geçireceğin, neler yiyeceğine kadar birçok seçenek sunuyor. Sadece hangisini yaşamak istediğin, ne yapmayı düşlediğin senin hikayende saklı…

Publar, casinolar, cafeler, restoranlar, oyun alanları ne ararsan var. Canlı müzik eşliğinde keyifli zamanlar yaşamak da size kalıyor. Tek gerekli şey, bir pasaport,  schengen vizesi veya yeşil pasaport olması yeterli! Gerisi gidecek zamanı yaratmak…

2 YORUMLAR

  1. Karda kaymak için eşimle araştırma yaparken yazınıza denk geldim. Böyle bir yeri sayenizde öğrenmiş olduk. Mutlaka gidilecekler listesine ekledik. Ellerinize sağlık. Yazılarınızı takipteyiz. 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here