Ege’nin Kültür Bahçesi- Bademler Köyü

178
0

Ege’nin köylerini gezmeye devam ediyoruz… Bu sefer daha önce hiç alışık olmadığımız bir köye geliyoruz, Bademler’e.

Biz yeni tanısak da meğerse Bademler pek bilindik pek meşhurmuş. ‘’Susuz Yaz’’ filmini herkes hatırlar mı, bilmem ama çocukluğumuzun başyapıtlarından birisidir.  Necati Cumalı’nın 1962 yılında yazdığı aynı isimli hikayesinden yola çıkarak 1963 yılında filme dönüştürülen ve Metin Erksan’ın çektiği bu filmle Türk sinema tarihinin başyapıtları arasına giren ‘’Susuz Yaz ‘’ meğerse Bademler’de çekilmiş. Köyün tanınmasında en büyük etkende film olmuş.

Tıpkı filmdeki gibi Bademler’de uzun yıllar susuzluk çekmiş. Bir yandan susuzluk bir yandan da o dönemde bin bir zorlukla yetiştirdikleri tütünün para etmemesi köylünün yüzünü hiç güldürmemiş.

Filme de konu olan yazgılarını değiştirmek, su sorununu çözmek için  köyde 1962’de kurulan Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni kurmuşlar.  Şimdi 200 ortaklı sulama kooperatifinin suladığı topraklarda köyün yüzde 60’ı seralarda çiçek üretimi yaparak geçimini sağlıyor.

Günümüzden 300 yıl kadar geçmişe uzanan köyün, o dönemde geneli geçimini tahtacılık ile sağlayan Yörüklerin yerleşik yaşama geçerek kurduğu köy olan Bademler ismini, çevresinde bulunan badem ağaçlarından almış. Anadolu’da Camisi ve Cemevi olmayan tek köy olarak gösterilen Bademler’de, yaşayanların büyük bölümü Alevi inancına sahip.

Bademler, Susuz Yaz filmiyle anılsa da birçok ilklere de imza atarak birçok köye köylüye örnek olacak kültürel çalışmaları da hala sürdürüyor.

Bademler Köyü’nün şaşırtıcı ilklerine gelirsek eğer;

Türkiye‘de ilkleriyle bir hayli ün yapmış olan köy, okuma yazma oranın yüzde 100 olmasıyla ilk sırayı hala koruyor.  Bunun da dışında Anadolu’da birçok köy gezmemize rağmen ilk defa bir köyde tiyatro binası görmemiz ve hala aktif olması bizim gibi herkesi hayran bırakacak nitelikte.

Bademler Köy Tiyatrosu, aynı zamanda Türkiye’de köyde kurulan ilk tiyatro unvanına sahipmiş. 1930’lu yıllarda köye gelen Öğretmen Mustafa Ararat’ın önderliğinde köydeki gençlerle kurulan tiyatro grubuyla başlayan hikaye, bugün köy meydanına kadar yayılan provalara ilgi gösteren köylülerin katılımıyla giderek büyümüş ve gelişmiş. 1969’da farklı kurum ve kişilerin de desteğiyle inşa edilen tiyatro binası hala faal durumda. İçi 200, bahçesi 700 kişi alan tiyatroda her yıl 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’ne özel bir oyun sergileniyormuş. Köyün Kültür Sanat Derneği’nin belirlediği yeni oyuna köyde yaşayan 7’den 70’e herkes katılıyormuş.  Kimisi sahne önünde kimisi de arkasında yer alıyormuş. Yönetmeninden, ışıkçısına kadar her türlü pozisyonda görev alan köylülerden birçok kişi rolündeki ismini ya da tiyatrodaki görevini lakap olarak kullanıyor. Ne güzel değil mi, yaşamla sanatı iç içe yaşamak!..

İlkler tiyatroyla bitmiyor tabi ki, Oyuncak Müzesi’ni de unutmadan söyleyelim. Evet, köyde bir de müze var, hem de oyuncak müzesi. Çocuk Oyuncakları Müzesi olarak da bilinen müzeyi Bademlerli Arkeolog Musa Baran’ın 1990’da köy meydanının yanı başında, annesinin yaşadığı evde kurmuş. Annesinin ölümünün ardından evi, müzeye dönüştüren Musa Baran, müzenin bir odasını annesinin hatırasını yaşatmak amacıyla etnografik biçimde düzenlerken, üst katında ise geçmişte çocukların oynadığı oyunlarda kullandıkları malzemeleri sergiliyor.  Bu arada köyde bir de kütüphane var. Evet yanlış duymadınız, okur yazar oranı yüksek olan Bademler’de, İzmir İl Halk Kütüphanesi’nin 80 yaşını deviren köyde şubesi yer alıyor.

Köylü kültürel faaliyetlerle iç içe olsa da yaşamını devam ettirebilmek içinde çalışıyor, üretiyor. Pazar günleri yöresel ürünlerin satıldığı bir de pazarı var. Sebzeler, meyveler, evde yapılan ürünler her şey pazarda… Pazarda satılan ürünler arasında daha önce hiç duymadığımız, hatta tatmadığımız tamamen yörenin kadınlarının hazırladığı günümüzde hala devam eden ‘’Godalak’’ göreceksiniz. Godalak, yalnızca Bademler’de üretiliyor.

Geçmişte tütün üretimiyle kazancını sağlayan köylüler,  sabah tütüne giderken yanlarında götürdükleri çocukları aç kalmasın diye dahiyane bir fikir geliştirmişler. Köylü kadınlar sabah evden çıkmadan bir kişinin doyabileceği büyüklükte yuvarlak hamurun tam ortasına kabuğunu yıkadıkları yumurtayı yerleştirip hamurla yumurtayı fırına vermişler. Fırından çıktığında sade bir ekmek görüntüsünde olan Godalak’ı böldüğünüzde içinden yumurta çıkıyor. Fırında, ekmeğin içinde yavaş yavaş haşlanan bu yumurta ekmekle birlikte katık oluyor. Yolu Bademler’e düşenlerin bu ilginç lezzeti tatmasını öneriyoruz.

İlkler bitmiyor, en temiz köy olma ünvanına da sahip. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı yarışma sonucunda Türkiye’nin en temiz köyü derecesiyle de onurlandırılmış. Köydeki evlerin çoğu kireçle badanalanmış, tertemiz ve bakımlı. Çöplerini de ayrıştıran köylü,  sokaklarını her gün yıkıyor, herkes kapısının önünü temizliyor. Evlerin etrafı çiçeklendirilen köyde, kirli bir şey bulmak çok mümkün değil.

Geleneklerine de sıkı sıkıya bağlı olan Bademler’de sevinçte ve üzüntüde kısaca her şeyde bir araya geliniyor. Mezarlarına renkli bez parçaları bağlayan köylüler, renkli bez parçalarının ölüleri yabani hayvanlardan ve kötü ruhlardan koruduğuna inanıyorlar. Her yıl 4-5-6 Mayıs’ta gerçekleştirilen Hıdrellez Şenlikleri de görülmeye değer.

Urla’ya 9 km, İzmir’e 35 km uzaklıkta olan Bademler’e yolunuz düşerse muhakkak uğrayın!..

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here