Ege’nin Köyleri – Sığacık

157
0

Seferihisar’ı malum hepimiz duymuşuzdur.  Türkiye’nin “Citta Slow”u yani sakin şehri ünvanına sahip olan ilk yeri. Sığacık’ta, Seferihisar’ın sahil mahallesi olarak biliniyor.

Ege’nin köyleri gezimize Sığacık’ı ekleyerek Pazar sabahında soluğu burada alıyoruz. İyi ki Pazar günü gelmişiz. Yerelin yetiştirdiği ürünler pazarda tezgahlarda yerlerini alırken, hemen kıyısında marifetli ellerden çıkma takılar, çantalar, süs eşyaları ne ararsan yan yana dizilmeye başlamış bile…

Restore edilmiş evleri, fotojenik sokakları, Pazar günü kurulan pazarı ve lezzetli tatlarıyla gezip görülecek yerlerden…

Soluğu ilk yan yana dizili el yapımı süs eşyaları ve takıların tezgahların da alıyorum. Biraz dolaştıktan sonra hemen yanı başında yer alan kaleye doğru yöneliyorum.

Sığacık Kalesi,  limanın hemen yanında yer alıyor. Selçuklular döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Peş peşe yaşanan depremler sonucunda  hasara uğramış ve daha sonra Aydınoğulları ve Osmanlı Döneminde birçok kez elden geçerek şimdi geriye kalan haliyle tarihteki yerini almış.  Osmanlı döneminde Kaptan-ı Derya Piri Reis’in önerisiyle Rodos Seferi’ne hazırlanan Kanuni Sultan Süleyman’ın emri üzerine donanma komutanı Parlak Mustafa Paşa tarafından 1521-1522 yılları arasında hemen yakınlarda yer alan Teos Antik Şehri harabelerinden taşınan taşlarla yeniden inşa edilip deniz üssü olarak kullanılmış. Zaten Sığacık’ta kalenin içine kurulduğu için içerisini görmüş oluyoruz. Kalenin diğer tarafında da marina var. Dışarıdan kıyı boyunca ilerlediğimizde yan yana dizili masalarla balık lokantaları yer alırken, ara sokaklardan içeriye doğru süzülüyorum.

Burası her ne kadar sakin şehir ünvanını alsa da kalabalık halleri hafta sonundan mı, yoksa hep böyle mi, bilemedim ama bir Alaçatı olma yolunda ilerlemez inşallah.

Dar sokaklarında, kalabalığın arasında kafelerin, gözlemecilerin, bir soluklanma molası verilecek güzel birkaç mekanın olduğunu görüyorum. Evlerde, kapı, çerçeve, çiçeklerle süslenmiş. Ne güzel bir yere geldim, seviniyorum. Biraz daha dolaşıyorum, ara sokaklara sapıyorum. Buralar daha sakin kalabalıktan uzakta. Kapı, çerçeve, çiçek ne varsa fotoğrafını çekiyorum. Yorgunluğumu atmak için girişte ev yapımı tatlıların dizildiği bir kapıdan içeriye giriyorum. Geniş bir avluya açılıyor. Etrafta birçok masa, kıyıda gözleme yapan telaşlı kadınlar yer alıyor. Her ne kadar gözlemeler güzel görünse de benim aklım girişteki tatlılarda. Birkaç çeşidi bir arada söylüyorum, bir de yanında demli çayla..

Kalenin içine kurulu pazara doğru ilerliyorum. Şanslıyız günlerden Pazar, yerelin tezgah açıp yetiştirdiği ürünleri sattığı güne denk gelmişiz. Öyle büyük bir yer değil ancak iki elin parmaklarını biraz geçebilecek sayıda tezgahın yer aldığı pazarda sebze ve meyvelerin güzelliği büyüleyici. Birkaç tanesine yanaşıyorum. Alışverişi tamamlayınca rahatlıyorum. Bizim oralara gelen ürünlerden çok farklı ilk elden hem de Ege’den taptaze, çıtır çıtır…

Buraya bizim gibi günübirlikçiler çok rağbet etse de, tatil yapma düşüyle gelip konaklayanlar da çoğunlukta. Konaklamak isteyenlere mahalledeki butik oteller, serinlemek içinde mavi bayraklı Sığacık Büyük Akkum, Ekmeksiz, Akarca ve Ürkmez Plajları da mevcut. Plajlara şemsiye ve şezlong Seferihisar Belediyesi tarafından konulmuş.  Çevredeki tarihi yerleri keşfetmek isteyenlere de Teos Antik Kenti’ni dolaşmalarını öneriyoruz. Bizim bir sonraki durağımız orası…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here