JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Düşsel Şehir PRAG

Yazan

20140621_182303

 

Herkesin gitmeyi düşlediği bir şehir Prag… Çekler’in ifadesi ile Praha…

Güzelliği sebebiyle Hitler’in bile bombalamaya kıyamadığı bu masalsı şehri gezip, görüp, Nazım gibi, Kafka gibi, bizim gibi siz de aşık olun.

Giden, gitmeyen herkes için Prag, bir köprünün ardında çizilmiş siluet. Oysa kent, şimdiki zamandan çok fazlasını saklıyor. Kafka’nın cümlelerini, Mozart’ın piyanosunu, Dvorak’ın kemanını, Keplerin teleskobunu… İlk kez gidenler içinse şairin son sözünü…

Hele sabahları hele baharda

Prağ şehri yaldızlı bir dumandır

Şiirsel güzellikteki şehre adım attığınız anda cazibesine kapılmamak mümkün değil.

Prag, birbiriyle bağlantılı on farklı bölgeden oluşuyor. Gezilecek yerlerin tamamı 1. Bölgede bulunuyor .

20140621_182109

Şehir, Vltava Nehri ile ikiye bölünmüş.  Nehri süsleyen köprülerin içinde en yoğun ve en güzel mimariye sahip olan Karel Köprüsü.  Köprüde bronzdan yapılmış heykeller, meraklı turistler ve sanatını icra etmeye çalışan sokak sanatçılarına rastlarken, köprüden kale tarafına geçtiğinizde, sağda Franz Kafka’nın evi ve müzesi sizi karşılıyor. Şehir burada bir başka güzel.  Daha sakin ve daha aristokrat bir hava var. Kaleye doğru ilerledikçe birbirinden güzel bina ve sokaklarda dolaşır,  rüyadaymış gibi uyanırsınız…

Kale Bölgesi, bir kasabayı andırıyor. Saray, katedral ve çeşitli meskenlerle çevrili bu bölgeye üç farklı girişten giriliyor. Nereden girerseniz, girin, Hradancy Meydanı’na ulaşırsınız.

Dünyanın en eski antik kalesi olarak adlandırılan yapı, 570 metre cephesi ile 7,5 dönümlük bir alanın üzerine kurulmuş. Kale dendiğine bakmayın, şato gibi. Kalenin içinde ‘Lesser Town ‘ olarak adlandırılan yerde Hükümet binası ve bakanlıklarda bulunuyor. Prag’da bu mahalleden, güzel binaların arasından ülkeyi yönetmek, zevkli olsa gerek. Kalenin önünde ise iki asker nöbet tutuyor.

Prag’da gezilecek yerlerin başında yer alan yapılardan biri de St. Vitus Kadetrali. Dış cephesinde binlerce süsleme ve figür bulunan bu katedralin yapımına 1344 yılında 4.Charrles döneminde başlanmış.

20140620_220633_LLS

Günün her saati insanların uğrak yeri olan  ”Old Town’ ‘ türkçesi ”Eski Kent Meydanı” yer alıyor. Hele meşhur saat kulesinde saat başı gösteriye denk geldiğinizde, durum biraz değişiyor. Ne göreceğini bilmeden, meydanda meraklı bakışlar toplanıyor. ”Gong” sesiyle beraber birden saatin önünde pencereler açılıyor. Figürler işlemeye başlıyor. Ölüm, saatine baktı ve zil çalan ipi çekti, hemen yukarıda İsa ve Havarileri ortaya çıkıyor. Bu gösterinin uzayacağını beklerken tüm figürler bir anda yok oluyor. Biraz hayal kırıklığı, bir anda yükselen kahkahalar arasında dağılıp, herkes gideceği yöne doğru ilerliyor. Fotoğraf çekebilen şanslı, çekemeyen de tekrarını yaşamaya mecbur!

(Şair) Hasretlerle delik deşik

Eski kentte duruyordu

Meydanlıkta, yapayalnız

Gotik bir duvar üstünde

Hanuş Ustanın saati

On ikiyi vuruyordu

Güneşli bir güne özlem

Nazım / Prag  1956

20140621_202615

Saat Kulesi’nin yakınında  National Museum (Prag Ulusal Müzesi, Çek: Národní muzeum) bulunuyor. Gerçekten görülmesi gereken yerlerden birisi . 1818 yılında kurulan, doğal, bilimsel ve tarihi koleksiyonların sunulduğu müzenin  kurucusu Kaspar Maria Sternberg’miş. Müzenin kurulumuna tarihçi Frantisek Palacky de katkıda bulunmuş. Günümüzde National Museum’da  tarih, sanat, müzik ve kütüphanecilik ile ilgili yaklaşık 14 milyon tane nesne çeşitli bölümlerde sergileniyor.

Müze, Wenceslas Square’de neo Rönesans tarzında inşa edilmiş. 1885 – 1890 yılları arasında yerel Mimar Josef Schultz tarafından yapılmış. Aynı mimar National Theatre’yı da yapmış. Müze 1818 yılında kurulmuş. Sadece müze için inşa edilmemiş. Ulusal kimliğin sembolü olarak da kabul edilen yapı, Prag’daki en güzel binalardan birisi. Binayı güzelleştiren bir başka durum ise Kepler’in gökyüzü çalışmaları. Çatı katına kurulu teleskopla o dönemde gökyüzündeki değişimleri inceliyormuş.

Old Town’dan, Karel Köprüsü’ne doğru süzüldüğünüzde bir ara sokağa gizlenmiş olarak bulursunuz. Küçük bir grup ve rehberle alt kattan başlayarak dolaşılıyor. Alt kat Şapel, aynı zamanda saat sekizden sonra konserlere ev sahipliği yapıyor. Şehrin sokaklarında gündüz farklı işlevselleştirilmiş mekanlar, gece klasik müzik konserleri oluyor. Üst kata çıktığınızda kütüphaneyle karşılaşıyorsunuz. Yüz yıllık kitapları ya da yaşanan tarihin izlerini fotoğraf çekmeden dolaşıyorsunuz. Kesinlikle fotoğraf çekmek yasak! İngilizce anlatımlardan derleyerek sadece tarihteki izlerine tanıklık ederken, üst katta Kepler’in çalışma alanı yer alıyor.

Prag’a gelince görülmesi gereken yerlerden birisi de ”Yahudi Meydanı”. Eski Kente yakın olması açısından ulaşımı kolay bir yerde. Giriş fiyatları yüksek ve ilginin fazla olmasından dolayı çok kalabalık ama etkileyici !

Yeni şehir, eski şehir derken güzelliklerini hafızaya işleyerek gezimizi tamamlıyoruz. Son bir kez bakıyoruz bu şehre, aklımızı ve ruhumuzu bırakarak…

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*