Doğa Harikası Pamukkale- Antikkent Hierapolis ve Afrodisyas

464
0

Bu seferki rotamız beyaz cennet Pamukkale,  ardında yükselen Hierapolis ve biraz uzaktan seyreden Afrodisyas. Yolumuz Pamukkale’den çok geçse de bu defa listemize Afrodisyası’da ekliyoruz.

Önceliği yine Pamukkale’ye veriyoruz, gezmeye de oradan başlıyoruz. Denizli’ye 18 km uzaklıkta yer alan Pamukkale, meşhur travertenleri ve antik döneme damgasını vurmuş kentleriyle ünlü.

Pamukkale olarak bilinen bölgede yer alan travertenler ve Hierapolis’e, üç farklı kapıdan giriliyor. Kuzey, güney ve orta kapı. Güney kapısı şimdilik kapalı. Kuzey kapısı direk Hierapolis’e açılırken, orta kapı  bizleri travertenlerle buluşturuyor. Biz tercihimizi kuzey kapısından yaparak direk Hierapolis’e sızıyoruz.  Açıkhava müzesi olan antikkente biletle giriliyor. Ücretsiz girişler sadece; müze kartı olanlara, öğretmenlere, öğrencilere ve 65 yaş üstü vatandaşlarımıza uygulanıyor. Bunların dışındakiler belli bir ücret karşılığında girebiliyor.

Hierapolis,

Hierapolis’in kuruluşu hakkında oldukça kısıtlı bilgi olsa da Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. II. YY. da kurulduğu adını da Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan aldığı biliniyor.

Kent, 1988’den beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor. Günümüze kadar ulaşan yapıları, antik havuzu ve bölgeden çıkan tarihi eserlerin sergilendiği müzeyle hergün binlerce  ziyaretçiyi ağırlıyor.

Bu yapıların içinde özellikle M.Ö. 7. yüzyıldaki depremde  oluşan göçüğün termal sular ile dolmasıyla oluşan antik havuz,  gelen ziyaretçilerin en çok  ilgisini çeken yer olarak başı çekiyor. Buraya ayrı isteyenler  belli bir ücret karşılığı girebiliyor. Havuzun suyu  yaz kış 36 dereceyi bulurken antik kalıntıların arasında şifa bulmak da farklı bir duygu yaşatıyor.

Travertenler,

Tarihi yolculuğun bittiği yerde   travertenlerle buluşuyorsunuz. Buraya çıplak ayakla giriliyor . İlk yapacağınız şey hemen ayakkabılarınızı çıkarmak.  Çıplak ayaklarla bembeyaz örtünün üzerinde  ilerlerken, muhteşem bir manzarada sizlere eşlik ediyor. Özellikle günbatımı şahane!  Geneli yabancı olmak üzere çok turistle aynı anda  tarihi ve doğal güzelliği gezmenin heyecanını yaşıyorsunuz.  Aşağıya doğru termal havuzları ziyaret ederek , orta kapıya doğru ilerliyorsunuz.

Travertenler; çeşitli nedenlere  bağlı olarak, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayaç türü. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar, geniş bir bölgeyi etkilemiş. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunuyor. Pamukkale termal kaynağın, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitesi sadece. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılıyor. Travertenlerin üst kısmında yer alan Hierapolis Antik Kenti’nin Arkeoloji literatüründe “Holy City” yani ‘‘Kutsal Kent” olarak adlandırılması, kentte bilinen birçok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanıyor.

Pamukkale doğal güzellikleri kadar tekstilde de kaliteli ürünler sunuyor. Uygun fiyatlardaki tekstil ürünlerini almadan edemiyorsunuz.

Pamukkale’ye gelirken muhakkak yanınızda rahat kıyafetler tercih etmelisiniz. Güneş kremi ve şapkayı da unutmayın! Temiz hava, muhteşem görüntü ve tarihin içinde kaybolmamanız mümkün değil. Gelince yarım gününüzü buraya ayırın geriye kalanını Afrodisyas’a saklayın…

Afrodisyas,

Yunanlılarca Afrodit, Romalılara göre Venüs olarak bilinen  Tanrıça Afrodit’ten esinlenilerek yapılan  şehre Afrodisyas denilmiş.

Kentin yakınında yer alan  mermer ocakları sayesinde heykeltraşlık bu bölgede oldukça gelişmiş. Kent aslında heykeltraş okulu sayesinde Roma döneminin en bilinen heykeltraşlık merkezi haline gelmiş. Kazılarda çıkarılan birbirinden eşsiz birçok heykel ve kabartmalar, halen dimdik ayakta olan kent yapılarıyla her yıl bizim gibi meraklıları ağırlıyor. Çoğu müzede, geriye kalanı da antik kentin sokaklarında sergilenen heykeller ziyarteçilerin oldukça ilgisini çekiyor.

Özellikle Tetrapylon kapısı, Sebasteion tapınağı, stadyum, antik tiyatro, hamam gibi yapılarıyla dikkat çeken kent, zengin heykellerinin sergilendiği müzesiyle de diğer antik kentlerden ayrılıyor.Günümüzde kazıların devam ettiği, halen bir bölümünün gizli kaldığı, bana göre Anadolu’nun en güzel antik kenti de Afrodisyas.

Anadolu’nun birçok antikkentini dolaşmamıza rağmen buradaki kadar heykele rastlamadık. Ustadan çırağa geçen özel yetenekle ortaya çıkan birbirinden  farklı  heykellerle burası  sanatın merkezi olmuş. Özellikle müzeyi gezerken eserlere hayran kalacaksınız.

Afrodisyas  Denizli’ye 101 km, Nazilli’ye 55 km, İzmir’e 230 km mesafede yer alan sanatın merkezi.

Bölgeye Gelmek İçin En uygun Zaman,

Burayı gezecek en güzel zaman  son ve ilkbahar. Kışında fena değilmiş, gelinebilir.  Yazın hem  sıcak hem de oldukça kalabalık söyleyeyim.

Konaklama,

Konaklamalı geleceklere yer seçeneği çok. Hem Pamukkale’de hem de Denizli’de konaklama deneyimi yaşadık. Pamukkale işletme açısından çok profesyonel değil ama insanları samimi. Çok lüks arayışı içine de girmeyin. Denizli’de seçenek daha fazla.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here