JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Ağzınızın Tadı ANTEP – Gaziantep

Yazan

Yeme-içme, lezzet, çeşit konusunda Türkiye’de birinciliği kimseye kaptırmayan bir yerdeyiz, Antep’teyiz. Şehre gelen ziyaretçilerin çoğunluğunu gastronomi tutkunları oluşturuyor. Şehir kebap ve tatlı cenneti olarak ünlenirken   zengin tarihini merak edenler de var değil mi? İşte o kısmı  biz dolduruyoruz. Hem tarih, hem kültürel zenginliğinin yanında  lezzetli yemekleriyle  bu şehirde dolu dolu iki gün yaşıyoruz.

Geceden gelip, sabah bol fıstıklı katmerli tatlıyla güne başlayıp,  tarihi yolculuğa çıkıyoruz. Yolculuğumuzun ilk durağı şehrin kültürel zenginliklerinin yer aldığı  müzeler.

 

  1. Gaziantep Arkeoloji Müzesi

 

Gaziantep Arkeoloji Müzesi, Düllük ve Zeugma Antik Kentleri’nden çıkan değerli eserlerin sergilendiği diğer Anadolu şehirlerindeki müzelerden biri. Hemen yakınında yer alan hem mimarisi hem de içindeki eserleriyle burayı fazla sollayan Zeugma Mozaik Müzesi yer alıyor. İkinci durağımız oluyor.

 

  1. Zeugma Mozaik Müzesi

Zeugma Mozaik Müzesi, 2011 yılında açılmış. 1700 metrekare alanıyla Dünya’nın en büyük mozaik müzesi olma özelliğini de taşıyan müzede şehre damgasını vuran Zeugma Antik Kenti’nden çıkarılan eserler sergileniyor. Eserlerin hepsi çıkarılmış mı? Tabi ki hayır! Bir kısmı çılgın Fırat’ın suları altında yatıyor. Ama içeri de ambiyans müthiş. Müzenin girişinde kısa bir film izledikten sonra gezmeye başlıyorsunuz. Zeugma’nın bir yansıması haline gelen müzeye giriş ücretli, müze kartı olanlar ücretsiz girebiliyor. Burayı gezmeden Antep’i gezmiş sayılmıyorsunuz. Son dönemler de birer birer açılan yeni müzeler oldukça etkileyici, onlardan biri de tabi ki burası. İçeride asıl ilgimizi çeken ‘’Çingene Kızı’’ olarak da bilinen mozaik. Kimisine göre Çingene Kızı, kimisine göre İskender’in ta kendisi. Üzerine birçok rivayet söylense de bizi bir şekilde etkiliyor. Küçük bir odada oldukça korunaklı bir şekilde sergileniyor.

Müzeden çıkınca soluğu kalede alıyoruz. Gezilecek yerler birbirine oldukça yakın ve rahatlıkla dolaşıyoruz.

  1. Gaziantep Kalesi ve Kahramanlık Panaroması Müzesi

Gaziantep Kalesi, ‘’Sana bir tepeden baktıp Antep.’’ dediğimiz yerde.  Girişinde yer alan  Kahramanlık Panaroması Müzesi’ni de gezme fırsatı buluyoruz.  Kale gezimiz kısa sürüyor. Kalenin etrafında zamanında eski şehir kurulmuş. Korunup kollanarak günümüze kadar gelen dar taşlı sokakları, dükkanları ve hanlarıyla etrafını sarıp sarmalamış. Kalenin yanında yer alan dar taşlı sokaktan içeriye doğru süzülüyoruz.  

 

  1. Kebaplar ve Tatlılar

Karnımız acıkınca gözümüz yiyecek arıyor. Buranın en meşhur lokantası İmam Çağdaş’ı görüp içeriye giriyoruz. Herkesin yolu muhakkak burayla kesişiyor. Oldukça büyük bir yer ve çok kalabalık. Bizde uğramadık demiyor, kebaplarımızı söylüyoruz. Üstüne de nefis fıstıklı baklavayla açlığımızı kırıyoruz. Kebap denilince akla gelen bir başka yerde Halil Usta. Buraya da uğrayın, birbirinden lezzetli kebapları yemeden dönmeyin.

 

  1. Tahmis Kahvesi

‘’Yemeğin üstüne kahve iyi gider.’’ diyerek yönümüzü tarihi mekana Tahmis Kahvesi’ne çeviriyoruz. 500 yıllık oldukça eski bir geçmişi var. Tarihi bir yer olunca da içerisi oldukça kalabalık. Duyan gelmiş . Müşterilerin genelini yerel halk oluşturuyor. Biz göçebelerin de sayısı az değil. Sazlı sözlü müziğin eşliğinde ilk menengiç kahvesiyle imtihanımı da burada veriyorum. Nefis, nefis, nefis! Eve de alıp , götürüyorum ama buradaki kıvamı bir türlü tutturamıyorum. Tadı hala damağımda,  sırf kahve için bile  gelinir.

 

  1. Tütün Han

Eskiden tütün tüccarlarının konaklayıp, alış veriş yaptıkları yermiş. Şimdi ise çay, kahvenizi yudumlayacağınız, dostlarınızla sohbet edip dinleneceğiniz güzel bir mekana dönüşmüş, tabi dokusunu da koruyarak.

 7. Zincirli Bedesten

Halk arasında Karabatak Bedesteni olarak bilinen Zincirli Bedesten 17. yüzyılda yapılmış. Tarihi çarşının içinde 73 dükkandan oluşuyor. Bedestene üç farklı kapıdan giriliyor. Bakırdan tutun baharata, yemeniye kadar zengin seçenekte ürünler üretilip , satılıyor. Özellikle yemeni yapımı ve satımı çok fazlaymış. Bildiğiniz başa bağlanan yemeni değil, buradaki ayağa giyilen türden. Film setlerinden tutun, sahne sanatlarında kullanılan yemeniler de üretiliyor. Truva Filmi’nde  giyilen yemeniler burada üretilmiş. Yemenileri pek bi ünlüymüş yani !  Hem hala el zanaatlarının yaygın oluşu, hem de dünya çapında tanınmış oluşu gurur verici.

8. Mis Gibi Çeşit Çeşit baharat ve Sabun Kokan Dükkanlar

Çeşitli hanlar, bedestenlerde yer alan dükkanların dışında tarihi sokağı dolaşırken yan yana dizili baharatçılar, sabuncular da dikkatimizi çekiyor. Her hangi bir dükkana girdiğinizde alt katta mağara gibi bir bölümünde olduğunu görüyorsunuz. Zamanında yaşayan Ermenilerin yapmış olduğu binaların altında soğutma ve ürünü depolama amacıyla bir bölüm yapılmış.

9. Bey Mahallesi

Tarihi taş sokaklarda ve iki katlı evlerin arasında keyifle dolaşacağınız yer. Bazı evler restore edilerek butik otele dönüştürülürken, bazıları hala yaşayanların anılarını süslüyor.

 

10. Kent Müzesi

Müze Beyaz Han’da bulunuyor. Geçmişten günümüze Antep’in kültürel zenginlikleri yansıtılıyor.

11. Rum Kale ve Halfeti

Gaziantep’e bir saat, Şanlıurfa’ya bir buçuk saat uzaklıkta Halfeti yer alıyor. İster Antep’e, isterseniz Urfa’ya geldiğinizde gezilecek yerler listesinde ilk sıraya burayı yazmalısınız. Tekne turuna katılarak  suların altında yarı yarıya kalan eski Halfeti’yi şöyle bir görmüş, önünüzdeki güzelliği seyrettikten sonra Fırat nehri ile Merzimen Çayı’nın birleştiği yerde yükselen Rum Kaleye’de uğramadan geçmeyin. Halfeti’nin kıyısında dubaların üzerindeki lokantalarda da balık yemeden sakın dönmeyin! 

 

İki gün yetmese de yediğimiz tatlar, kebaplar hem gözümüzü hem de midemizi doyururken, tarihi yolculuğumuzdan geriye kalan anlar ve anılarla;

Mis gibi sabun ve baharat kokuları,

Çeşit çeşit kebapları,

Dar taşlı sokaklarında yükselen iki katlı konakları,

Hanlar, hamamlar, bedestenleri,

Geçmiş tarihin izlerini sürdüğümüz müzeleri,

Nefis kahveleri ve kahvehaneleriyle,

Tekrarını yaşamayı dilediğimiz Gaziantep’i tekrar görmeyi düşleyerek ayrılıyoruz.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*