Gezgin Ruhu

Bağ Bozumu Zamanı- Kapadokya

Günlerden bir gün yine Kapadokya’dayım…

Aylardan eylül, tam da bağ bozumu zamanı yine buradayım! Festival varmış. Dört günlük festivalin ancak  son iki gününe yetişiyorum.

Festival Göreme’de. Gündüz farklı yerlerde çeşitli faaliyetler yapılırken akşamki eğlence merkezi Göreme’nin kalbi meydan da. Meydana kurulan sahnede  festival süresince akşamları ünlü sanatçılar sahne alırken, seyirci köşesinde bizler, yerli ve yabancı katılımcılarla coşkulu bir havada geçiyor.

Bin yıldızlı konaklamayı tercih ediyor, Ürgüp’te kamp alanına çadırımla yerleşiyorum. Benim gibi konaklamayı düşleyenler de çoğunlukta. Şanslıyım, yalnız değilim! 

Gündüz herkes keyfine göre çeşitli ekinliklere kayarken, geceki adres belli, meydan. Gündüz ne yapılır diye kara kara düşünmeyin.  Burada yapılacak o kadar çok şey  var ki! Kapadokya’yı kıyı bucak çok kez dolaşmama rağmen her gelişimde muhakkak kendimi yeni keşiflerin peşinde dolaşırken buluyorum.  Bu sefer ilk defa trekking yapıyorum.  Yarım güne sığdırdığımız etkinliğimizde Kılıçlar Vadisi’ni seçiyoruz.  Rotamız kamp alanımıza da oldukça yakın.

Bölgede birçok  rota var. Bunlardan sadece biri Kılıçlar Vadisi. Yerli ve yabancı doğa severleri, Kapadokya’nın trekking rotalarında aydınlatmak amacıyla küçük tabelalarla bilgilendirmişler. Tek gelende var, grup dolaşan da . Nereden başlayıp, nerede biteceğini, kaç km yürüyeceğini her şeyi bilerek yapıyorsun. Biz kalabalığız. Yaklaşık 20-25 kişilik grupla yürüyoruz. Içimizde çocuklu da var, yalnız takılan da!

Yürüyüşe sabahın erken saatlerinde  başlıyoruz. Öğle olmadan dönüyoruz.  Karasal iklime sahip olan bölgede öğle sıcağı oldukça yakıcı. Peri bacalarının arasında inişli çıkışlı 6 km lik parkuru uzunca bir süre adımlıyoruz. Peri bacalarının aralarına gizlenmiş  asmalardan da ara sıra nasipleniyoruz. Kimisi sahipli kimisi de kendince hayat bulmaya çalışıyor. Zaman bağ bozumu! Burada birkaç çeşit üzüm var. Hepsinin ismi de tadı da oldukça farklı. Toplanan üzümlerin çoğu şarap olurken, bazıları da pekmeze dönüşecek. Şunu da belirtmeden geçmeyeyim,  Kapadokya’nın şaraplarının yanında pekmezleri de oldukça ünlü, unutmayın !

Yürüyüşten dönünce günün diğer yarısını aylaklıkla geçiriyorum. Kamp alanında havuz var. Kimisi orada serinlerken, ben yol yorgunluğunu üzerimden atmaya çalışıyorum.

Bu geceki adres belli meydan, geceye özel sanatçı da Orhan HAKALMAZ. Türküler geçidinde ara sıra sözlere, ara sırada müziğin ritmine eşlik ediyoruz.

Ertesi gün sabahın ilk ışığıyla kampın dışında tatlı bir telaş başlıyor. Balonların kalkış noktasına çok yakınız, hemen dibindeyiz. Çok kez bindim, bu sefer pek tercih etmiyor, sadece seyrediyorum. En keyifli kısmı bence balon turu ama bugünlerde kendi gibi fiyatı da uçmuş. Söylemem, sormayın!

Günün diğer yarısını at turuna ayırıyorum. Atımın adı Nazlı. Adı gibi sakin ve nazlı. Bindiğimde dokunmamı, iletişim kurmamı söylüyorlar, dokunuyorum. Belli kuralları da anlattıktan sonra bir saatlik turum başlıyor. Rehberimizin arkasından Aşk Vadisi’ne doğru ilerliyoruz. Rehber, atı, ben ve Nazlı…Nazlı sakin bir at. Uzun bir süre patikada ilerliyoruz. Yol inişli çıkışlı bizi vadiye kadar sürüklüyor.

Bu tarafta daha çok üzüm bağı var. Bağ bozumu çoktan başlamış. Kasa kasa üzümler üst üste dizilmiş. Yolda tek değiliz ailesiyle trekking yapanlar, bireysel dolaşanlar da var. Kalabalık da değiliz.

Günün ilk yarısını Nazlı’yla ikinci yarısını da Zelve Açık Hava Müzesi’nde geçiyorum.

Müzenin girişinde yer alan gözlemeci teyzelerin mekanında bir masaya ilişiyoruz. El açması nefis gözlemelerin hazırlanışını ilgiyle izliyoruz. Çıtır çıtır, nefis!

Yıllarca kapalı olan ve en çok görmek istediğim yer, Zelve’ydi. Oh, şükür artık açık!

Zelve Vadisi (Zelve Valley), Kapadokya bölgesinde en uzun süre kullanılmış yerleşim yeri olarak biliniyor. Ayrıca  bölgenin en eski yerleşim yeri de burası. Bölgede Hristiyanlık ilk olarak burada yayılmaya başlamış. Burada birçok manastır, kilise ve yerleşim yeri bulunuyor. Zelve Vadisi 1950’li yıllara kadar köy olarak kullanılmış. Daha sonra köylüler vadiye 2 km uzaklıkta yer alan Zelve Köyü’ne taşınmışlar.

Günümüzde açıkhava müzesi olarak gezdiğimiz bölge bir dönem  meydana gelen çöküntülerden dolayı kapalıydı. Hala da kapalı yerler var. Emniyet şeridiyle çevrili yerlere giremesek de Zelve, yerleşime açıldığı ilk günden beri tarihin izlerini taşıyor. Bize sadece okumak, hissetmek kalıyor. Kültür Bakanlığına bağlı müzeye biletle giriliyor. Buraya kadar gelmişken hemen yakınında yer alan Paşabağı Açıkhava Müzesi’ne de uğramadan geçmiyoruz. Önceden rahatlıkla dolaştığımız bölgeye artık elimizi kolumuzu sallayarak giremeyeceğiz. Çünkü müze olarak çevrilmiş yakında bilet alarak gireceğiz.

Kapadokya’da Gezilecek Görülecek Yerler’i merak ediyorsanız ( yazıyı tıklayın) daha önce yazdığımız yazımızı da muhakkak okuyunuz. Sonra sizde bizim gibi Kapadokya sevdalısı olunuz!

Exit mobile version