Gezgin Ruhu

Adalar-3 Büyükada Gezi Rehberi

Prens adalarının en büyüğü Büyükada’yız, belki ilk durak ya da son durak.

Her ne kadar diğerlerinden büyük ve bir o kadar kalabalık da olsa benim favori adam burası oluyor. Adaya adım atar atmaz yoğun bir kalabalığın kucağını düşüyoruz. Ne zaman gelirseniz gelin durum aynı, ne bir eksik ne bir fazla! Ada diğerlerine göre oldukça büyük kendime güvenirim derseniz, ya bisikletle ya da yaya olarak dolaşabilirsiniz. Ancak yokuşu bol, yorucu olabilir.

 

 

Adayı sağdan başlayarak dolaşıyoruz. İnadımızı kırıp ‘’Aşıklar Tepesi’’ denilen ve güzel manzaraya sahip çay bahçesine doğru gidebilmek için faytona biniyoruz.   Karşılıklı faytoncuların şovları ve birbirini geçme yarışları zavallı atları yorsa da buradan sonra bir daha faytona binmiyoruz.

İlk molamızı Aşıklar Tepesi’nde veriyoruz. Hava mis gibi bir de  hafta içi olunca ada bayağı tenha. Yaklaşık bir saat keyifle geçireceğimiz ve yeni demlenmiş çayımızı yudumladığımız yer de burası oluyor. Birazdan uzun ve bir o kadar dik yokuş bizi bekliyor. Yavaş yavaş oraya doğru yürüyoruz. Yanımızdan ara sıra faytonlar geçiyor. Kimisi uzun, kimisi kısa ada turu yapıyor. Faytonlardaki müşterilerin geneli ziyaretçi. Yerlileri evlerinde keyif yaparken, ziyaretçiler neşeli bir o kadar sesli geziyorlar. Bir süre sonra faytoncuların ikinci durağına varıyoruz.

 

 

Önümüzde yükselen oldukça dik yokuşlu yol bizi Aya Yorgi Kilisesi’ne götürüyor. Buraya sadece yaya çıkılıyor, tabana kuvvet! Dinlene dinlene çıkıyoruz. Bitmiş bir halde zirveye, yani kiliseye varıyoruz. Önümüzdeki manzaraya kapılıp, deminki yorgun bedenler bizimki değilmiş gibi hepsi uçup gidiyor. Uzun bir süre buradayız. Önce kiliseyi geziyor sonra da yanındaki tesiste manzaraya karşı yemeklerimizi yiyip dinleniyoruz. Dönüş oldukça kolay, yokuştan aşağı hızla, uçar gibi iniyoruz. Burası adanın en yüksek tepesi her taraf oldukça net ve güzel görünüyor. Adanın diğer tarafına doğru ilerliyor biranda kalabalığın kucağına düşüyoruz. Yine seslerin, faytonların gezinenlerin koşanların, bisikletlilerin arasına karışıyoruz. Önümüzde sağlı sollu evler yer alıyor.

 

 

İskeleye yaklaşınca kıyıda yan yana dizili balıkçı lokantalarından birine yerleşiyoruz.  Hazır vapura vakit varken, bir mola da burada verip, güzel bir akşam yemeği yiyoruz. Yalnız değiliz tabi adalılar, gelenler gidenler bir de yiyecek bekleyen kediler…

Meydandaki dondurmacıdan da alınan bir külah dondurmayla, yemeği serin bir tatla tamamlıyoruz.

Ve finali iskeleye karşı sahildeki çay bahçelerinde içilen ada çayıyla yapıp, son vapurla adaya veda ediyoruz.

ADAYA DAİR DOST TAVSİYELER

Sayamayacağınız kadar faytoncu var. Büyük ve küçük olmak üzere olmak üzere iki farklı ada turu yapılıyor. Ancak uzun bir zamanınız varsa  yürüyerek ya da bisikletle adayı bir baştan bir başa dolaşabilirsiniz. Faytona çok ihtiyaç yok, atlara da yazık!

Aşıklar Tepesi’nin manzarası harika, soluklanma molası verilecek ve keyifle çay içilecek ilk yer de burası olmalı.

Aya Yorgi Kilisesi’ne muhakkak çıkın. Manzarasına bayılacaksınız, bütün yorgunluğunuza değecek.

Sahilde oturup yemek yiyin, adalılarla kaynaşın.

Bir külah dondurmayla serinleyin.

Gelmişken dolu dolu yaşayalım derseniz, mevcut oteller var. Biraz tuzlu, az tuzlu, orta şeker fiyatlarda… Benim gibi şanslıysanız ve bir adalı akrabanız varsa daha kolay muhakkak kalın sabah burada uyanmanın güzelliğini siz de yaşayın.

Günbatımı şahane, anlatılmaz sadece yaşanır!

Gün boyu bitmeyen faytoncuların sesleri, ziyaretçilerinkiyle karma karışık bir ses kirliliği yaratsa da, adada olmak çok güzel…

Hafta içi gelin, hafta sonu çok kalabalık ve gürültülü.

Adaya kadar gelip bir ada çayı içmeden dönmeyelim.

Exit mobile version