Gezgin Ruhu

Adalar -1 Heybeli Ada Gezi Rehberi

Canınız gezmek mi istedi, şöyle temiz hava alıp, birazda deniz diyorsanız doğru rotanız adalar olsun…

Anadolu yakasında adalara gitmek için birçok seçenek var, biz Kartal iskelesini tercih ediyoruz. Sıradaki feribotta, açık alana kuruluyoruz. Biraz deniz manzarası, rüzgarın sesi, martının sesi derken adalardan Heybeli’yi seçiyor ve iniyoruz.

İLK DURAĞIMIZ HEYBELİ ADA

 

 

Adaya gelince gezilecek, görülecek yerler de bir o kadar çok. Önce yol yorgunluğunu atalım, biraz da serinleyelim derseniz hemen soluğu  Tadım Dondurmacısı’nda alınız!.. Adanın en meşhur dondurmacısı Tadım’da damla sakızlı dondurmanın muhteşem tadının üstüne bir de ikram edilen çayın keyfiyle ada sokaklarını adımlamaya başlayın.

 

 

İlk istikamet Ruhban Okulu olsun . Adaya hakim bir tepeye kurulu okula gitmeden önce ayrıntılı ada haritasını da edinmek gerekiyor. Bizde haritamızı, Denizcilik Lisesi’nin yanında yer alan Deniz Kafe’den alıyoruz. Haritayı alınca meydandaki gazetecinin önünden yukarı doğru kıvrılarak, camiye doğru ilerliyoruz. Günlerden çarşamba ve adanın meşhur pazarı kurulu. Yolda pazar çantalı ada sakinlerinin meraklı bakışlarıyla karşılaşıp, tatlı bir selamlaşmayla caminin yanından sağa doğru kıvrılan ağaçlı yoldan okula doğru ilerliyoruz. Ara sıra geçen faytonlar, yoldaki yabancılar yol arkadaşı oluyor. ‘’Tıslıya  tıslıya’’ kızgın güneşin dayanılmaz sıcaklığında, hafif de ağaçların esintisiyle biraz serinlerken, eski terk edilmişliğe mahkum okula varıyoruz.

 

 

Geniş bir arazının üstüne kurulu okul, yüksek camlı, kasvetli bir görünüme sahip. Her gün  9.00-17.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olan okulun içi, dışarıdan tamamen farklı, hoş bir serinlik veriyor.  Gezilecek alanlar sadece giriş katıyla sınırlı olup, bina da iki kattan oluşuyor. Sağ tarafta büyük kapıdan girdiğimiz anda sağlı sollu yerleşik olan sınıflardan birine dalıyoruz. Bildiğiniz eski ahşap yüksek sıralar, kitaplık ve öğretmen kürsüsü içeride yer alıyor.   Koridordaki diğer kapıların minicik pencerelerden,  tek tek diğer sınıfların içini  göz gezdirip soldaki büyük kapıya yöneliyoruz. Açılan kapının ardında, koridora kurulmuş yağlı boya tablosunu keyifli dokunuşlarla renklendiren  ressamın dinlendirici müzik eşliğinde sergilediği sanatsal performansından sıyrılarak kapalı alandan bahçeye çıkıyoruz. 

 

 

Geniş bir bahçe ve ortasında şapeli, etrafta dolaşan kümes hayvanları, bir kaç geçmiş tarihin izleri ve terasta zengin adalar panoramasıyla anlık fotoğraflara sahip oluyoruz. Okuldan çıkınca gelişten daha hızlı ara sıra da geride bıraktığımız okula bakarak,  ilerliyoruz. Yol arkadaşlarımız sırasıyla geçiyor;  faytonlar, yokuşu tırmanan yabancılar…

 

 

Okulun yerleştiği tepenin hemen karşısındaki tepeye kurulu ülkemizin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün evini ziyaret ediyoruz. Bakımlı pembe köşk üç kattan oluşuyor. Her katında aileye ait eşyaların sergilendiği bölümler yer alırken,  çoğunluğu da İsmet İnönü’nün  eşyaları oluşturuyor.

 

 

İsmet İnönü Müzesi’nden çıkınca hemen arka sokakta tepenin üst kısmına konmuş zengin bir ada manzarasına sahip eski, bakımsız köşk ise ünlü yazarımız Hüseyin Rahmi Gürpınar’a ait. Müze ve kitaplık olarak kullanılmak üzere yazara ait eşya ve kitaplıklarla birlikte 1964 yılında mirasçılarından satın alınarak İstanbul İl Özel İdaresi Müdürlüğü’ne devredilmiş. Bürokrasi çarkının dişlilerine takılarak onarımı geciken bu ulusal miras bir dönem harap durumdaymış. 2000 yılında Kültür Bakanlığı, Adalar Vakfı, kamu ve sivil toplum örgütleri sayesinde onarılarak yeniden düzenlenen ev müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Bulunduğu tepede yalnızlığa terk edilen konaktan çıkınca, adanın güneyine doğru ıssız ormanlık yolda ilerliyoruz. Bu sefer görülecek yer Eski Sanatoryum.

 

 

Çam ağaçlarının arasında yürümeyi sevenler için inanılmaz keyifli. Tepeden iniş, çıkarken yaşanan zorlukları keyfe dönüşüyor. Sahile yaklaşınca minicik koyda konuşlanan plaj ve serinlemeyi tercih edenlerin sesine, müziğin sesi de karışıyor. Birkaç tekne güzel bir görünüm oluşturuyor. Sanatoryum terk edilmiş.  Hüzünlü bir halde denize paralel ana yolda, adanın merkezine doğru ilerliyoruz. Biraz acıkmışız. Yemeklerimizi de yiyince ilk gelen vapurla diğer ada Burgaz’a doğru yola ilerliyoruz.

 

ADAYA AİT İZLENİMLER

Adanın evleri güzel, canlı bir yaşam var.

Atlara yapılan işkencelerden dolayı asla faytona binmedik, tabana kuvvet yani.

Adım adım adayı turlayınca ayaklarda biraz su topladı, olsun keyifliydi.

Deniz kafede tanıştığımız rehberden edindiğimiz harita sayesinde adayı bir güzel karış karış dolaştık.

Ruhban okulu bakımlı ve bir tepenin üzerine muhteşem bir edayla kurulmuş.

Yolunu kaybetmiş yabancılara yardım ettik.

Tadım Dondurmacısı’nda yediğimiz damla sakızlı dondurmanın tadı hala damağımda.

Bisiklet kiralamak güzel yalnız ada  da bir kaç tepe ve  üzerine kurulu bir yaşam olduğu için bisiklet sürmek zor gibi..

Hüseyin Rahmi’nin evi biraz bakımsız ve girişte 5 lira ücret alıyorlar. Bahçede gelişi güzel eşyalar atılmış. Üzücüydü!..

İsmet İnönü’nün evi bakımlı ve düzenli olduğu gibi ücretsiz geziliyordu.

Meydan da birçok kafe ve restaurant var, fiyatlar biraz yüksek ( ne de olsa ada !) , menüye ve fiyatlara bakarak oturun derim…

Keyif alarak gezdik!..

 

Exit mobile version