JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Yeniden Patmos

Yazan

Özlem,

Tutku,

Tatil derken,

Biz bu adayı çok sevdik ve

Tekrar gidelim, dedik.

Bayramda bir haftalığına kaçmaya karar verdik. Tatil  için yanlış zaman olduğunu da gidince anladık. Ama pişman değiliz. En azından sezonda da nasıl olduğunu görüp ve  bir daha sezonda gidilmeyeceğini  bir güzel anladık. Ama ada aynı ada, aynı tatta , aynı güzellikteydi.

 

Adaya gelince feribot ilk Skala’ya yanaşıyor. İnen  yolcular karaya ayak basar basmaz  bir anda dağılıyor. Geneli ise soluğu Chora’da alıyor. Zaten adaya gelince, gidilecek dört yer var  . En popüler yer Chora, aynı zamanda kutsal bölge. Nedenine ise; Hıristiyanlık tarihinde İncil’in dört yazarından biri olan ve “Apokalips (Vahiy)” bölümünü de yazan,  “Hagios İoannes Theologos” burada yaşamış. Yaşadığı mağaranın yanına manastır yapılmış.  Gelenlerde zaten hem sokaklarında dolaşmak hem de manastırı ziyaret etmek amacıyla geliyor. Şimdi müze olarak da hizmet veren Manastır’a giriş de ücretli.

 

 

Hıristiyanlık’taki kutsal üçlemeye son derece uygun bir üçlü kemer içine yerleştirilmiş çanlar girişte karşılıyor. Manastır çevresindeki  yerleşimler manastırın kuruluşundan  elli yıl sonra başlıyor ama bugün yoğun olarak batıda yer alan Chora evleri 1453’de İstanbul’un fethinden sonra bu adaya göç eden kibar ve kültürlü “Konstantinopoliler” tarafından yapılıyor. Bu mahalleye “Allotini” (gelip-geçenler ) deniyor.  Bu tarihten sonra yemek, sanat, müzik ve kültür tüm adayı etkiliyor. Bölge  korunduğu için  kesinlikle araç girmiyor. Sokaklarında motorun dışında başka araç göremiyorsunuz.  Şahane sokaklarını adımlarken evleri, kapıları, pencereleri o dantelli perdeleri ve yaşayanları   görüyorsunuz.

 

Gelişiniz bizim gibi yaza yani tam sezona denk gelmişse  gündüz başka, gece başka kalabalıkla karşılaşıyorsunuz. Gündüz koy koy  dolaşan tekneliler, geceleri karaya çıkarak soluğu  Chora’da alıyor. Hediyelik eşya dükkanlarının yer aldığı giriş ve bölgenin meydanında yer alan kafe ve tavernalarda seçkin kitleyi gruplar halinde  görebiliyorsunuz. Özellikle meydandaki  kafe ve barların  ilk müşterileri de bunlar oluyor. Ülkemizin tanınmış  simalarıyla bir arada gecenin tadını çıkarıyorsunuz.

Ana limanın olduğu yer Skala.  Her gelen ilk buraya uğruyor sonra dağılıyor.   İnen, binen, dolaşan, konaklayan, eğlenen herkes burada. Sabah akşam  cıvıl cıvıl sokakları. Ara sokaklarda yer alan tavernalarda akşamları  Yunan müziği eşliğinde yenilen yemekler, dillenen şarkılar tatilin hiç bitmesini istemeyeceğiniz anları yaşatıyor. Nefis yemeklerin yanında yerel içecek  uzonun üstüne bir de bizden  ezgilerin Yunancayla harmanlanışı  bizlere anlamlı bir gece yaşatıyor. Bu coşku, aralıksız her gece devam ediyor. İster siz içinde olun, ister sokaktan şöyle bir geçin, ne şekilde olursa olsun ucu bir şekilde size dokunuyor, ruhunuzu okşuyor. Tek bir mekanda yok tabi. Ara limana yakın sokaklarda dolaştığınızda birkaç tavernada müziğin sesini duyuyor bir süre içine dalıyorsunuz. Sonra içlere doğru uzayan sokaklarda değişik dükkanları sırasıyla ziyaret edip, bakıp, heveslenip, alıp çıkıyorsunuz. Yolun sonunda sadece yazları gelen İtalyan dondurmacısından bir külah dondurmayla geceye ait çeşitli tatların ağzınızda buz gibi dansıyla gününüzü tamamlıyorsunuz.

 

 

Skala, aynı zamanda konaklamak içinde tercih edilecek ilk yer. Her yere yakın oluşu da avantaj.  Her ne kadar sezonda fiyatlar yüksek olsa da sezon sonunda çok uygun fiyatlara güzel bir tatil yapılacak yer. Fiyatlar yüksek diyorum ama diğer adalara göre olsa da bizdekilerden biraz düşük. Konaklama yerleri oda kahvaltı ya da sadece oda olarak hizmet veriyor. Kalabalık gruplar için evler, stüdyolar daha ekonomik olabilir. Skala’nın dışında iki yerleşim yeri daha var. Genelinde yerelin yaşadığı,  merkezin  dışında  Grikos ve Kampos. Sakin yerler arayanlar ise yönünü buraya çevirebilir.  Burada da konaklayacak yerler mevcut. Kampos’ta çok seçenek olmasa da Grikos’da çok fazla. Grikos tam bir sahil kasabası tadında. Etrafında çok hoş plajlar yer alıyor.

 

 

Gelelim adanın plajlarına; ada koy cenneti sanki. Her tarafını koylar sarmış ama en çok bize bakan tarafında toplanmış. Kambos tarafına uzandığınızda daha sakin ıssız diyebileceğimiz birçok koy yan yana sıralanıyor. Geneli taşlık, ter temiz, sakin. Hemen hemen hepsinde bir tane tavernanın yer aldığı koylarda geneli ağaçların gölgesinde dinlendiğiniz, ara sıra koya uğrayan ya da demir atan teknelerle dostça vakit geçirdiğiniz, sezonda bile az kişinin uğradığı korunaklı plajlar diyebiliriz. Sırasıyla renkli taşlarıyla ünlü Linbos, Kambos’a en yakın Vagia, Livadi,  Agriolivadi’yi ilk olarak sayabiliriz. Hepsi yan yana canın hangisini isterse sırayla uğra.

Skala tarafında biraz daha modern, şezlonglu ve bol aktiviteli plajlara rastlıyorsunuz. Buralar biraz daha kalabalık ve daha çok tercih ediliyor. Kumsal şahane deniz aynı ışıl ışıl. Hemen yanında birkaç tane taverna da mevcut. Günü tamamlayınca akşama da keyifli vakit geçireceğiniz ortamlar sunuyor.

Skala’dan, Grikos’a doğru uzanınca kalabalık plajlarada,  tenha olanına da  rastlıyoruz . Özellikle Petra Beach pek meşhur. Gelince; ‘ herkes buraya gelmiş.’’ diyeceksiniz. Şezlonglu bölümde var, havlu yere serip özgür takılacağınız yerde. Tek kafe her türlü işini görüyor. Şezlonglu bölüm ücretli . Biraz daha tenha olsun dersen Livadi’ye doğru ilerleyin, derim. Rüzgarlı havalarda gitmeyin ama. Kumsal, ıssız  20 dakikalık yürüyüş sizi bekliyor çünkü belli bir yere kadar araç giriyor. Gidince de dönmeyi istemeyeceğiniz bir yer. Ancak kumsal olduğu için rüzgarda kumlar kalkıyormuş. Hava sakinken ilk tercihiniz burası olsun.

Ve tatilden geriye kalanlar; ikinci gidişimiz biraz sezona denk geldi. İlk gidişimizdeki o sıcak samimi yerel halkın içinde pek yer alamadık. Bu sefer biraz daha turistmiş gibi takıldık. Oysa, her ne kadar kısa süreli de olsa biz adanın bir parçası olmayı düşlüyorduk. Bayrama da denk gelince bizim memleket buraya akmış. Memlekette tatil yapmış gibi olduk. Yeni koylar keşfettik, farklı yerlerde yemek yedik. Adayı bu sefer farklı keşfettik. Yine gelmeyi düşleyenlerdeniz. Çünkü biz bu adayı çok sevdik.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*