JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Nemrut’ta Gün Batımı

Yazan

resim-301

Urfa gezimizi tamamladıktan sonra yaklaşık iki saat uzaklıkta bulunan gezimizin ikinci durağı Kahta’ya geliyoruz. Kahta, Adıyaman’a bağlı bir ilçe. Gün batımına yetişebilmek için sabah kalkan minibüsle Nemrut Milli Parkı’nın eteklerine kurulu yeşillikler içerisinde iki katlı, sayısı yirmiyi geçmeyen ev ve pansiyonlardan oluşan Karadut köyüne geliyoruz. Kalacağımız otele yerleşerek günün yorgunluğunu yeni demlenmiş çay ve önümüzde uzayan manzaraya dalarak atıyoruz.

Güneş’in bulutların arasına gizlenme vakti yaklaşırken kapıya yanaşan bir minibüsle yukarı doğru virajlı yolda ilerliyoruz. Milli Parkın girişinde araç bizi bırakıyor. Bundan sonra dizlerimizin gücüyle, önümüzdeki dik yokuş ve sıralı merdivenleri aşıyoruz. Ara sıra soluklanma molası vererek tabi…

Zirveye çıktığımızda ilk karşılayan dev heykeller… Etrafını 360 derece dolaştığımızda diğer tarafta da aynı heykellerin olduğunu görüyoruz. Çoğunluğunu uzak doğulu turistlerin  oluşturduğu bir kalabalığın içerisindeyiz.

Heykellerin çevrelediği tepede, Kommagene Kralı Antiochos’a ait tümülüs bulunuyor. Nemrut Dağı doruğundaki kalıntılar, yerleşme yeri olmayıp Antiochos’un Tümülüsü ve kutsal alanları. Tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunuyor. Kralın kemiklerinin ya da küllerinin ana kayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülüyor. Girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer alıyor.

resim-219

Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanıyor, Dev heykellerin, bedenlerinden ayrılmış başları ise önlerinde zamana ve doğaya direnerek duruyor. Yakında koruma altına alınacağı söylenirken, korumasız halleri  ise oldukça üzücü… Tümülüs ve kutsal alanları meraklı bakışlardan sıyrılarak ara sıra da fotoğraflayarak yaşıyoruz. Günün sonlanmasına az vakit kalıyor. Zamanı durdurmak istediğim anda heykelleri  seyre dalıyorum,  hayalini kurduğum gün batımı da az sonra bizi bekliyor…

Gün biterken hemen yerimi alıyorum. Bulduğum rahat bir yere çöküp, etraftaki sesleri  izole ederek, Güneş’in bulutlarla dansını seyre dalıyorum. Değişik bir ambiyans… Bir çok defa gün batımı seyrettim bu sefer ki sanki ”bulutlarla dans şovu”

Şov sonlanınca coşkun kalabalığın içerisinde kaybolmadan son bir kez girişteki kafede çay yudumluyoruz. Minibüsümüz de gelince otelimize geçiyoruz. İsteyen sabah gün doğumuna gelmek için plan yaparken, biz bir daha gelmek için sebep yaratıyoruz. Yaşanan güzel anları zihnimizde uçurarak, sabah Kahta’ya yakın hava alanından evimize doğru yol alıyoruz….

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*