JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

NAPOLİ Gezimiz Bölüm -1 Pompeii, Vezüv, Sorrento

Yazan

Geçmişi, tarihi, kendine has kültürü, samimi, içten halkı, Amalfi Kıyıları,  popüler adaları,  havası ve nefis  yemekleriyle pizzanın  doğduğu şehir Napoli’deyiz.  Her ne kadar İtalya’nın kuzey şehirlerinden ayrı bir havaya sahip, hatta daha yerel olsa da ülkenin 3. büyük şehir ünvanına da sahip.

Napoli denilince hemen aklımıza Pompei ve Vezüv geliyor. Gelenlerin çoğu şehri tanıyamadan soluğu Pompei’de alıyor. Tatil yapmayı düşleyenler de yönünü Amalfi Kıyıları`nın en güzel kasabalarına çeviriyor. Buralara kadar gelmişken şehri de, diğer zenginlikleri de tanıyalım diyerek, üç günlük güzel bir gezi programı hazırlıyoruz.

Şehre ulaşım çok kolay. Ya direk Napoli’ye  ya da Roma’ya gelip trenle geçebilirsiniz. Biz, bir haftalık program yapınca Roma’dan geçmeyi tercih ediyoruz. Roma Fiumicino Havaalanı’ndan Termini Tren İstasyonu’na gelip daha önce internetten aldığımız biletimizle Roma- Napoli trenine biniyoruz. İyi ki önceden almışız, dönüş biletimizi önceden almadığımız için bayağı yüksek fiyat ödüyoruz. Tarih yaklaştıkça biletler de artıyor. Hele aynı gün için bütün yapacağınız ulaşımdan daha da yüksek fiyat ödüyorsunuz, resmen dudak uçuklatıyor. Hemen not alalım, biletleri önceden internetten alalım! Ayrıca tren ulaşımıyla ilgili ayrıntılara da buradan ulaşabilirsiniz.

Sabah başlayan yolculuğumuz akşama doğru Napoli’ye varışımızla sonlanıyor. Bayağı yorulmuşuz, hemen kendimizi üç gün boyunca konaklayacağımız hostele atıyoruz. Odamıza yerleşerek, ertesi günün planını yapıyoruz.  İlk durağımız olan Pompei gezimizi planlıyoruz.

Bu sefer konaklamak için hostel seçiyoruz. Hem merkezi,  hem de ekonomik oluşu bizi bayağı cezbediyor. Oda-kahvaltı olarak hizmet veren hostel, konaklayıcıların vermiş olduğu konum, temizlik, konaklama açısından bayağı yüksek puana sahip, bu nedenle tercihimiz burası NeapolitanTrips Hostel oluyor.  Bir apartmanın ara katında yer alıyor. Metro istasyonuna ve diğer gezilecek yerlere yani Historic Centre of Naples olarak da bilinen tarihi bölgeye de oldukça yakın.

Ertesi gün bayağı dinlenmiş olarak kalkıyoruz. Çok doyurucu olmasa da açık büfe kahvaltımızı yapıp, resepsiyondan edindiğimiz haritamızla Napoli sokaklarıyla buluşuyoruz. Hiçbir yere sapmadan doğru Pompei’ye gidiyoruz. Hostelimiz Toledo Metro istasyonuna çok yakın. Ünlü markaların mağazaların yer aldığı en işlek caddelerden biri olan ViaToledo’nun üzerinde. Gişede ya da makinelerden alınan biletle doğru ana istasyon olan Garibaldi’ye gidiyoruz. Garibaldi, Napoli Tren İstasyonun alt katında yer alan son durak. Her yol Garibaldi’ye çıkıyor. Metrodan iner inmez, diğer tarafta yer alan ve Pompei’ye giden trenlerin kalktığı tarafa geçiyoruz. Pompei gidiş, geliş ve diğer ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Yolculuğumuz yaklaşık 40 dakika sürüyor. Trenler biraz eski ama yolculuk keyifli. Ara sıra satıcılar, çalgıcılar da yolculuğa renk katıyor.

Herkesin hayalini süsleyen, gelme isteğiyle yanıp tutuştuğu Pompei’ye varıyoruz. Burada trenin hemen hemen yarısı boşalıyor. Kış mevsimi olsa da hava gayet güzel her mevsim buraya gelinir. Biletlerimizi alıp içeriye giriyoruz. Ellimizdeki haritayla gidebildiğimiz, merak ettiğimiz her şeyi görmeye, şehrin havasını içimize çekmeye çalışıyoruz. Şehir oldukça büyük ve günün en uzun zamanını buraya ayırıyoruz. Rehber eşliğinde gezmek daha anlamlı olsa da bizim gibi bireysel gelenlerde etrafta dolaşıyor. Bir şehre dair her şey o dönemin koşullarında oldukça iyi ve ileri düzeyde. Etrafında verimli tarım alanları yer alırken, denizin kıyısına kurulmuş bir liman şehri aynı zamanda. Şimdi deniz bayağı uzaklaşmış olsa da bir zamanların önemli  liman şehriymiş. Gelen geçen gemiciler, yabancılar, tacirlerin uğrak yeri de burasıymış. Şehirde herkesin rahat edeceği, eğleneceği, dinleneceği alanlar mekanlar da yer alıyor. Daha fazla bilgiye POMPEİ yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Pompei’den bakınca her an göz göze geldiğimiz Vezüv bizi kendine çekmeyi başarıyor. Son kalkan otobüse yetişebilmek için soluk soluğa çıkışa yöneliyoruz. Giriş kapısının hemen yanından kalkan ve üzerinde EVA yazan son otobüse yetişmeyi başarıyoruz. Otobüste bilet satıldığı için rahatlıyoruz. Sonra yaklaşık 45 dakikalık çoğunluğu virajlı yollarda geçen bir yolculuğun ardından tırmanacağımız bölgenin giriş kapısına varıyoruz. Tabi Milli Parkın girişinden aldığımız biletleri göstererek içeriye giriyoruz.  Önümüzde uzayıp giden parkurda nefes nefese tırmanıyoruz. Yavaş yavaş ilerlerken, etrafı da seyretmeden geçmiyoruz.

Bayağı ilerledikten sonra kratere yaklaşıyoruz. Ara sıra aktif olan yanardağda hiçbir kıpırtı yok. En son Pompei’yi kaplayan küllerin ardından  2079’da tekrar bir felaket bekleniyor. Napoli’nin ve etrafındaki  kasabaların akibeti ne olur bilinmez ama hayat burada hala kaldığı yerden devam ediyor. Her şey yolunda yani… Kratere şöyle bir bakıp bütün dikkatimizi önümüze serili olan körfez manzarasına çeviriyoruz. Solumuzda Napoli, sağımızda Amalfi kıyıları ve önümüzde sonsuz mavi, manzara bu işte. Her çıkışın bir inişi vardır, diyerek otobüse yetişmek için hızlanıyoruz. Son otobüsü kaçırmamız gerekiyor. Dönüşte bindiğimiz yerde iniyoruz. Bunca koşturmaya rağmen hala gezme arzumuz bizi Sorrento’ya sürüklüyor. Hemen tren biletimizi alıp, 5 dakika sonra gelen trene yetişiyoruz. Son durak Sorrento.

Sorrento, yazları tatilcilerin cenneti. İstasyonda inince sokaklarında yavaş yavaş ilerliyoruz. Her yer ışıl ışıl. Yılbaşından kalan bütün süslemeler hala duruyor. Mevsim kış olsa da etrafta turistler kafile halinde dolaşıyor. Meğerse kasabanın süslemeleri pek meşhurmuş. Cadde, sokaklar, binalar her yer ışıl ışıl yani. Sahile doğru ilerliyoruz. Binalar, sokaklar oldukça düzenli. Burayı çok seviyoruz.

Sahil bayağı aşağıda, malum biz de üstte. Çünkü burada kıyı diyeceğimiz uzun sahiller yok. Bildiğiniz uçurum. Aşağıya inmek için asansörü kullanıyorsunuz. Evler uçurumun kıyısında, denizi göremeden ancak kapılarının önünden geçebiliyoruz. İçleri nasıldır kim bilir? Ama manzara müthiş. Hepsi özel bölge, lüks villalar. Arada halka açık alanlar ve parktan denizi görebiliyoruz.  İsmini kıyılara veren Amalfi ve Positano’yu göremeden Sorrento’dan ayrılıyoruz. Napoli’ye doğru ilerliyoruz.  

 

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*