JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Maden Deresi

Yazan

IMG_5231

Hafta sonu gelmeden; ‘’Nereye gitsem, nereye yürüsem?’’  diye düşünenler için yakın trekking rotasından biri Maden Deresi. Sakarya’nın Karadeniz kıyısına açılan Karasu ve Kocaali ilçelerinin arasında yer alan Maden Deresi, doğa tutkunlarının sık sık tercih ettiği yerlerden biri. İstanbul’a yakın oluşu macerayı sevenleri mıknatıs gibi çekiyor. Korunması gereken doğal güzelliklerden biri, belli mi olur günün birinde tabiat parkı da olur; zaten teklifi de verilmiş.

Eskiden maden ocaklarının da yer aldığı alanda yürüyüşümüze başlamak için etrafını yeşilliğin sardığı geniş düzlükte, ortada şırıl şırıl akan bir nehir ve kenarında sele serpe dizili ahşap evlerin seyriyle başlıyoruz. Biraz sonra bizi nasıl macera bekliyor bilmiyoruz.

IMG_5204

Araç yolundan devam ederken yanda Maden Deresi levhasını görünce birkaç dalın desteklediği doğal merdivenlerden yukarı doğru sırayla çıkıyoruz. İşte macera da tam burada başlıyor. Yolun hep böyle devam edeceğini düşünürken, genişliği yarım metreyi bulan bir tarafı kayalık diğer tarafı on metre olan uçurumun kıyısında yavaş yavaş ilerliyoruz. Yolculuğun ilerleyen bölümünde karşımıza kayadan tünel çıkıyor. Yaklaşık yüz metre uzunlukta yer alan ve ardı ardına devam eden üç tünelin içinden iki büklüm geçmeye çalışıyoruz. Biraz kilonuz varsa zaten baştan eleniyorsunuz. Tünel yolu dar ve kilolara geçit vermiyor. Yarı açık dar bir mağarada yol alıyormuş hissine kapılıyoruz. Yol uzun, karanlık ve etrafı sadece cep telefonlarımızın ışığı aydınlatıyor. Ara sıra belli aralıklardan ışık süzülse de her yer loş.

IMG_5210

Hepimiz birkaç defa kafayı vurduğumuz için gelişen  çiziklerle tünel yolculuğunu tamamlıyoruz. Tam ‘’Aydınlığa çıktık.’’, derken bu sefer tehlikeli yolculuğun bitmediğini görüyoruz. Yanda bir metre yükselen duvara düşmemek için tutunarak kalker bloklarının derin aşınmasıyla oluşan sarp vadiyi aşıyoruz. Uzaktan şırıl şırıl akan suyun sesine doğru ilerliyor ve sonunda şelaleye kavuşuyoruz. Oldukça yorulmuşuz. Nehrin kenarında ayakkabılarımızı çıkarıp, serin surların tatlı okşamalarına izin veriyoruz.

Su sesi , kuş sesi biraz olsun yorgunluğumuzu alıyor. Gitme vakti gelince aynı yolun tekrarını yaşamak biraz ürkütse de artık bu yolculuğa yabancı olmadığımızı anlıyor, zorlu yola kendimizi bırakıyoruz.

Maden Deresi, gittiğim bir çok trekking parkurundan hem farklı hem de tehlikeli. Buraya gelirken muhakkak deneyimli yol arkadaşları; rahat hareket edebileceğimiz esnek giysiler, sağlam kaymayan ayakkabılar tercih edilmeli. Biraz da dizlere güveniyor ve macerayı seviyorsanız o zaman doğru adresteniz.

 

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*