JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Göynük Gezimiz

Yazan

 

İpekyolu güzergahında tarihin bekçisi, saklı bir cennet, bir durak. Ne yazık ki sadece bir günümüz var. Uzun bir yoldan gelince biraz acıkmışız. Gelir gelmez girişte yer alan Lalezar’da bir masaya hemen yerleşiyoruz. Yöresel lezzetleri burada tatmaya and içmiş gibi her çeşitten bir porsiyon söyleyip, birbirimizle paylaşıyoruz. Yemeğin doğru adresi sanırım burası. Siparişlerimize gelince; bol cevizli erişte, güveçte yaprak sarması, güveç kebabı, mantı, fasulye, kabak tatlısı ve künefe. Hepsi de parmakları yedirtecek lezzette…

Karın doyunca göz yolda olurmuş. Üzerimize rehavet çökmeden soluğu Göynük Sokakları’nda alıyoruz. Bir vadinin içinde yamaç boyunca dizili birbirinin önünü kapatmayan Osmanlı evleri yer alırken, taşlı dar sokaklarda Zafer Kulesi’ne doğru ilerliyoruz. Buraya gelince ilk görülmesi gereken yer kule tabi ki. Kuleye çıkabilmek için biraz nefes gerekiyor. Çıkınca bütün Göynük ayaklarınızın  altında.

 

 

Zafer Kulesi, Cumhuriyet döneminin ilk kaymakamlarından Hurşit Bey tarafından 1922 yılında yaptırılmış. İlçeye hakim bir tepede yer alıyor. Kuleden muhteşem bir Göynük manzarası seyrediyoruz. Zamanın çoğunu da burada geçiriyoruz. Kısaca manzaraya doyamıyoruz. Bir de fotoğraf sevdamız var ki, alt tarafı uçurum da olsa duvar tepelerinde değişik pozlarla anı ölümsüzleştiriyoruz.

Kuleden aşağıya doğru süzülürken hemen köşesinde semaverde demlenmiş çayın çekimine yenik düşüp, birer bardak içiyoruz. Şansımıza hava da çok güzel. Sonra sokakları adım adım dolaşıyoruz. Pazarı da pek meşhurmuş ancak salı günleri kuruluyormuş. Bu nedenle  kaçırıyoruz. Meşhur fasulyesinden birkaç kilo alıp, çarşısında dolaşıp, biraz da alışveriş yapınca, sokakları meraklı bakışlarla dolaşıyoruz.

 

 

Buraya gelince görülmesi gereken bir başka yer de Akşemsettin Türbesi. Göynük’le özdeşleşmiş adeta. Akşemsettin, Fatih Sultan Mehmet’in hocası. 1459 yılında vefat edince Fatih Sultan Mehmet tarafından 1464 yılında türbesi yaptırılmış. Yöre aynı zamanda “Diyar-ı Akşemsettin” olarak da anılıyor.

Gezilecek birçok tarihi eser, türbeler, hamamlar, camiler yer alıyor. Buraya uzun bir zaman ayırmak, gelince de eski bir konakta kalıp dolu dolu yaşamak  lazım.

Göynük’ün kendisi kadar çevresinde yer alan göller de çok güzel. Vakit bulursanız Çubuk ve Sünnet Gölü’ne muhakkak gidin, kıyısında dolaşın. Anadolu’nun tarihini ve kültürel değerlerini koruyan bu şirin ilçeye bir gün muhakkak yolunuz düşsün.  Biz çok sevdik, siz de çok seveceksiniz.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*