JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Budapeşte

Yazan

Çocukken postacı olmak isterdim.

Muradıma, Macaristan’da erdim, ellisinde.

Çantamda bahar.

Çantamda Tuna’nın pırıltısıyla,

Kuş cıvıltısıyla,

taze çimen kokusuyla dolu mektuplar.

Moskova’ya Budapeşte’den,

çocukların çocuklara mektupları.

Çantamda cennet…

Nazım

 20140718_184326 - Kopya

Ne güzel söylemiş Nazım ”Havalandık Pırağ’dan, indik Budapeşte’ye. Kuş olmak güzel şey hatta bulut olmak ama memnunum ben insan olmaktan.”. Tıpkı bizde Nazım gibi indik Budapeşte‘ye, bir yaz sabahı. Şehrin en güzel yerinde, Peşte bölgesinde bir apart daireye yerleştik. Evimizin konforunda, sıcak ve samimi bir ortamda dört gün konaklamak için herşey mevcuttu . Yol yorgunluğunu atar atmaz, evimizin altında , mevcut lokantada birbirinden lezzetli yemeklerle açlığımızı bastırdık. Lokantayı ‘‘Ortadoğulular” işletmekteydi. Yemeklerin  lezzetli olması bizim için avantajdı. Geriye kalan yarım günlük zamanda, şehri ön keşfe çıktık. Bir sonraki gün yapacağımız gezi rotasını belirlemek için.

Budapeşte; Buda, Peşte ve Obuda şehirlerinin isimlerinin bir araya gelmesiyle oluşan ve Tuna Nehri boyunca, tüm güzelliğiyle uzanan bir harikalar diyarı. Şehirdeki tarihi yapıları, hareketli gece hayatı ve geceleri renklenen köprüleriyle Orta Avrupa’da görebileceğimiz ender şehirlerden biri. Sokaklarda boş boş salınırken düzenli ve dingin havası etkileyiciydi. İnsanların olmasına rağmen etrafa huzur yayılmaktaydı. Düzenli ve temiz sokak aralıklarında mevcut kafeler de ara sıra verilen molalarla birinci günü tamamlamıştık. Yol yorgunluğunu atmak, yeni bir güne dinç kalkmak için gecenin hareketliliğinden yavaş yavaş sıyrılarak evimize geldik.

 20140718_160052 - Kopya

Sabah güne güzel bir şekilde aymanın ardından, kahvaltı sonrası ikinci gezi rotamız Margarita Adasına doğru yola çıktık. Evimiz Tuna’ya yakındı. Tuna boyunca yürüdük. Şehir bir çok uygarlığa ev sahipliği yaptığı gibi istilalar, rejim değişiklilikleri, savaşlarla da senelerce mücadele etmiş. Buna rağmen dimdik ayakta, vakur durmaktaydı.

Adını Kral IV. Bela’nın burada rahibe olarak yaşayan kızından alan ada, 1900 yılında Marget Köprüsü ‘nden bir yolla karaya bağlanmış. Margaret Adası ‘na köprüden ulaşabileceğimiz ve güneşli bir öğleden sonra büyük meşe ağaçları altında serinleyip, dinlenebileceğimiz şehrin en büyük parklarından bir tanesi diyebilirim. Roma Dönemi’nde de ”Yaşam yeri” olan adada, Fransisken ve Dominik Kiliseleri’nin kalıntıları, manastır, St. Michael kilisesi, küçük hayvanat bahçesi de gezilecek yerler arasındaydı. Tuna Nehri üzerinde bulunan ve bot turlarının da uğrak noktası olan bu adada bisiklet ya da  araba kiralayıp gezebilir, spor yapabilir ya da muhteşem manzaralı kafelerinde oturup kahvemizi yudumlayabilirdik.  Çok seçenek içinden araba kiralamayı tercih ettik, daha eğlenceliydi. Budapeşte’nin yeşil kalbi olan bu adanın etrafında yaklaşık iki saatlik turdan sonra öğleden sonra Buda kısmına geçtik. Ulaşım açısından zengin seçenekler sunulunurken, biz her zamanki gibi yürümeyi, şehri içimize sindirmeyi tercih ettik.

 20140718_183531_HDR - Kopya

Tuna boyunca bizi bekleyen kilise ve tarihi bir kaç mekanda kısa soluklu molanın ardından, asıl gideceğimiz yere Kale’ye ulaştık. Yukarı çıkmak için tercihimiz teleferik. Yukarı doğru yavaş yavaş çıkarken, Peşte ve Tuna aşağıda gelin gibi süzülmekteydi.

 20140718_200319_HDR

Kale, tüm Budapeşte’yi, yukarıdan izlememize olanak sağlayan ve şehirdeki harika fotoğraflar çekebileceğimiz en popüler destinasyonlardan biri, manzara da büyüleyiciydi. Tepede aynı zamanda elinde bir defne yaprağı tutan ve özgürlüğü simgeleyen bir kadın heykeli; ve bir de kilise bulunuyordu. Kraliyet Sarayı’da yine bu bölgede yer alıyordu. Macarların ulusal sembollerinden biri olan bu Saray, yüzyıllardır büyük savaşlara ve işgallere tanıklık etmiş. Birkaç kez büyük zararlar görmüş ancak yine o dönemlerin mimari tarzıyla yeniden yapılmış. Kraliyet Sarayı; tıpkı Peşte kısmındaki Parlemento Binası gibi, Buda Kısmı’nın sembolü olarak görülebilir. Yaklaşık iki saatlik dolaşımda zengin karelerle kaleden ayrılarak, Balıkçılar Burcu’na doğru ilerledik.

20140718_200846

Balıkçılar Burcu, bu bölgede görülmesi gereken bir diğer nokta. 1800’lerin sonunda ortaçağdan kalma bir balık pazarına yapıldığı için bu adı alan; Tuna’ya ve Peşte’ye tepeden bakan yedi burca ve harika manzaralara tanıklık eden teraslara sahipti. Burada yer alan kafelerde akşamları canlı müzik eşliğinde romantik bir yemek yenilebilir. Kale kısmında gerek mimarisi ve gerek içerisindeki yaşamla başlı başına romantik bir hava taşıyor. Meydan da bulunan Mattihas Kilisesi, halk arasında Meryem Ana Kilisesi olarak da adlandırılmakta. Gotik tarzda yapılmış olan kilise şehrin simgelerinden sayılıyormuş. 1541’de Osmanlılar şehri almasıyla camiye çevrilmiş. Hatta şehrin işgalinden sonra Kanuni’nin burada namaz kıldığı söylenmekte.19. yüzyılın ikinci yarısında Neogotik tarzda yenilenen kilise muhteşem akustiği sayesinde çeşitli konserlere de ev sahipliği yapmakta. İkinci günü de tamamlamak için Peşte tarafında bir kaç sokak ve barda takılıyoruz.

 20140718_130340

Üçüncü gün ilk durağımız Parlemento Binası ve Yahudi Anıtı. Parlemento Binası ve Zincirli Köprü arasında sahilde ”Yahudi Anıtı” yer almaktaydı. 1944 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Budapeşte’de bulunan 250.000 Yahudi’nin % 40 ‘nın Nazi soykırımı yoluyla öldürülmesi sonucunda onların anısına yapılmış.

  Parlemento Binası ise Budapeşte’de gece-gündüz farklı bir güzellik sunmaktaydı.

 

20140719_181920_HDR

Peşte kısmının Parlemento Binası ve Margaret Adası’ndan başka bir diğer önemli noktası ise Andrassy Caddesi. Şehrin en görkemli ve turistik bölgelerinden biri olan bu caddenin bir ucunda büyük bestekarların heykellerinin olduğu Opera Binası, diğer ucunda ise Türklere ve diğer ırklara karşı savaşmış bütün Macar krallarının heykellerine ev sahiplik yapan, Kahramanlar Meydanı (Hösök Tere) bulunuyordu.

 

 

Buraya gelebilmek için yollar, dükkanlar, kafeler, insanlardan uzaklaşmadan uzun bir süre yürüdük. Paris’teki bulvarları andıran Andrassy Caddesi’nin sonunda yer alan Kahramanlar Meydanı’nda ve arkasındaki parkta  hallice zaman geçirdikten sonra yemek yemek için yine Peşte kısmında yer alan ve gezginlerin öve öve bitiremediği Hungarikum Bisztro’ya uğradık. Güzel bir akşam yemeği yedikten sonra  bir günü daha güzel anılarla tüketmiştik.

 

Son dördüncü günümüzde, dönüş için hazırlıklarımızı tamamladık. Artık  yolculuğumuz başlayacaktı. Yeni bir şehir, yeni anılara doğru yol almak için vedalaştık, dingin, güzel şehirle…

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*