JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Bi Mola Verip, Haydi Kampa

Yazan

Önünüzde uzun bir yaz tatili var. ‘’Ne yapalım ?’’ diye kara kara düşünürken birisi gelir kulağınıza fısıldar; ‘’Haydi Kampa !’’. Ne hoş gelir kulağınıza ve valiz hazırlanır, maceraya doğru yol alınır. ‘’Haydi Kampa’’ aslında ekstrem sporların yapıldığı ve alternatif tatil arayanların doğru adresi. Yurdumuzda yaklaşık  14 yılı aşan bir sürede,  genç, dinamik, bir o kadar işinde uzman eğitimci grubuyla  ziyaretçilerine bol aktiviteli tatil hizmetleri sunuyorlar. Genelde de Fethiye ve Dalyan’da hizmet veriyor.

 

Biz, Haydi Kampa ‘nın,  ‘’Doğa Kampı ‘’ grubunda yer alıyoruz. Maceramız uzun süren otobüs yolculuğuyla başlayıp, sabahın kuşluk vakti Fethiye’de sonlanıyor. Kamp yetkilisiyle kurulan iletişim sonucunda toplanma yerimiz olan otelde buluşuyoruz. Ortak katılımcılarla beraber genç ekip liderimiz Alper’le ilk günkü aktivite de yer alan su sporlarını yapmaya Günlüklü Koyu’na gidiyoruz. Burası aynı zamanda tabiat parkı ve Küçük Kargı Ömer Şen Tabiat Parkı olarak da geçiyor. Bir taraf halka açık plaj , diğer tarafta ise su sporlarının yapıldığı  bölüm yer alıyor. Yeşille mavinin buluştuğu bakir koylar diyebiliriz.

 

 

Günün ilk aktiviteleri; Slacker, kaydırak, flyboard, jetpack, sonar diye ardı ardına sıralanıyor. Çeşitli fiyat aralıklarında verilen hizmetlerde biz paket olarak aldığımız için dahil olan aktiviteleri yapıp, bolca suda yüzerek günü tamamlıyoruz.

 

 

Akşam üzeri aracımıza bindiğimiz an asıl maceranın yeni başladığını anlıyoruz. Konaklayacağımız kamp alanı oldukça uzakta. Dalaman Çayı’na çok yakın Narlı Köyü’nde. Günlüklü Koyu’ndan çıktığımız anda bir süre asfalt yolda ilerledikten sonra dar toprak yolda sallana sallana abartısız  iki saat gidiyoruz. Köye yaklaşınca bakkaldan ihtiyaçlarımızı alıp, bir tepeye kurulu 11 tane karavan tarzı bungalovdan oluşan, doğanın kucağında tesisimize geliyoruz. Birkaç köy evi, tavuk, köpek, kuşlar, börtü böceğin sesi ve uzaktan gülümseyen sıra dağlar bize eşlik ediyor. Grubumuz 12 kişiden oluşuyor. Samimi, dinamik ve genç bir grup. Sanırım içlerinde en olgunlaşmış genç de benim. 😉 Gece tanışma toplantısından sonra sadece lakaplarımız aklımızda kalıyor, uzun süreden beri birbirimizi tanıyormuş gibi birbirimize de ısınıyoruz. Lakaplarımız önder, kurnaz, zeki, alımlı, poliçe, neon, aktif, masum, cece, eses, masum, yahşi, seyyah (ben yani), saftirik... diye uzayıp gidiyor. Kaldığımız  geceler yıldızların altında gitar eşliğinde birbirinden güzel şarkılarla doğada sessizliği bozuyoruz.

 

 

Her sabah  önümüzde şahane manzaraya karşı, cıvıltılar eşliğinde uyanıyoruz. Her şey doğal, arka bahçede yetişip soframıza geliyor. Çok çeşit yok ama temiz hava, doğal yiyecekler bizi dinç kılıyor. Saat 9 gibi tesis bir anda aşağıdan gelen diğer katılımcılarla dolup taşıyor. İkinci günümüzde sırada rafting var. Rehberlerimiz sırasıyla kendilerini tanıtıyor ve dikkat edilmesi gereken kuralları uygulamalı olarak anlatıyor.

 

 

Rafting belli yaş aralığında sağlıklı kişilerin yapacağı bir etkinlik. Yüzme bilmek ve 55 yaşını aşmamış olmak şart. Sonra mı, coşkun sulara kendini teslim edip, kol ve ayak kaslarına kuvvet diyerek 4 km lik parkuru hoplaya  zıplaya, bata, çıka tamamlıyorsun.

 

 

Öğlen ıslanmış, yorgun ama bir o kadar da mutlu şekilde tesise geliyorsun. Yemeğin ardından sırada kaya tırmanışı ve dev salıncak var. Kaya tırmanışı biraz zorluyor. Kürek çekmekle yorulan kollarımla fazla tırmanmadan işin keyfini çıkarıyorum. Ama sonra dev salıncak her şeyin üstüne bal kaymak oluyor. Kemerle ipe bağlandığın anda belinden geçici bağlı olan iple sırasını bekleyen ekip arkadaşlarının belli bir ritim eşliğinde ipi çekerek, seni çıkabileceğin en yüksek noktaya çıkarınca, bir ses anında kulaklarında çınlıyor; ‘’ İpi bırak!’’. Elinde geçici olarak tuttuğun ipi bıraktığın anda her şey değişiyor. Bir öne bir arkaya yüksekten yavaşlayarak 10 dakikalık sallanıyorsun. Bir daha bir daha dediğim yerde bırakıyorum. Şahane bir şey…

 

 

Ertesi sabah güne aynı güzellikte uyanıp, yeni aktivitelere hazır hissediyoruz. Sabah ilk faaliyetimizi kamp alanındaki parkurda yapıyoruz.  Sırasıyla Zipline ve High Rope bizi bekliyor. Her ikisi de ipte cambazlık yapmakla özdeş. High Rope biraz zorluyor olsa da Zipline’dan daha çok keyif alıyorum. ‘’Hadi, bir daha yapmak ister misin ?’’ deseler hemen ‘’Zipline’’ derim.

 

 

Öğleden sonra tekrar Dalaman Çayı’na gidiyoruz. Sırada Extreme Kayaking var. Bu sefer küçük botlarda, üç kişilik gruplarla nehre karşı kürek çekiyoruz. Yer yer batıyor, devriliyor, kayaya tosluyorsak da müthiş keyif alıyoruz. Birkaç çizik ve sıyrıkla tesise geri dönüyoruz. Sırada Paintball var. Bayağı yorgun olunca paintballdan vazgeçiyor ve bir aktiviteden de feragat etmiş oluyorum. Aklımda kalsa da!

 

 

Son günümüze ilk  oryantiringle  başlıyoruz. 6 hedeften oluşan parkuru tamamlayıp, tesise döner dönmez okçuluk faaliyetinin içinde yerimizi alıyoruz. Son ana kadar dolu dolu bir aktivitenin içinden sıyrılıp, kırk yıllık dostmuşuz gibi sıkı sıkı sarılarak tesisten ayrılıyoruz. Herkes, güzel anılar,  yüklendiği adrenalinle kendi yoluna doğru ilerliyor…

4 yorumlar

  1. Serap hocam çok güzel yazmış.Tatil anlayışınızı değiştirmek istiyorsanız bu tarz bir tatil tam aradığınız tatildir. Dolu dolu biraz yorucu ama çok eğlenceli,yeni dostlukların kurulabileceği sonunda da seneye de bu tarz bir tatile gelmeliyim diyeceğiniz bir tatil. Fiyat açısından da oldukça uygun. Bir değişiklik yapın ve haydi kampa!

  2. Mert deniz says:

    Tanıdığım en enerjik, en hareketli insansınız…ortama renk katan bir kişiliğiniz ve yapınız var, sizi ve diğer arkadaşları tanımak çok güzeldi…yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum (Masum Mert 😉) 👍

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*