JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.

Adalar -2 Burgazada Gezi Rehberi

Yazan

İstanbul’un adaları, belki de Türkiye’nin fazlaca olmayan adalarının en güzellerinden birindeyiz, küçük ve naif Burgazada.

Vapurdan iner inmez soluğu kıyıda yer alan çay bahçelerinde  alıyoruz. Denize karşı içilen çayın ardından, adanın dar sokaklarında yavaş yavaş ilerliyoruz.

 

 

Yanımızdan belli aralıklarla faytonlar geçse de ihtiyacımız yok. Adayı tanımanın en güzel yolu adım adım dolaşmak.  Eski köşklerin yanından geçip, yol kıvrımına doğru yükseldiğimizde Burgazada Öğretmenevi’yle karşılaşıyoruz. Üç katlı tarihi yapının merdivenlerinden çıkıp, nefis manzaraya karşı bir şeyler yiyip, içiyoruz. Kısa süreli açlığımızı kırıyoruz.  Fiyatlar makul, ancak hafta sonu oldukça kalabalık. Tekrar yola devam ettiğimizde faytoncuların küçük at barınaklarına geliyoruz. Buradan daha fazla ilerlemeye gerek yok. Geriye doğru keşfetmediğimiz ara sokaklara dalıyoruz.  

 

 

Sokakların birinde Sait Faik Abasıyanık’ın evini görüyoruz. Şu anda müze olarak kullanılan binada yazara ait özel eşyalar, anılara dair mektuplar sergileniyor. Genç yaşta hayata veda eden yazarın 19 öyküsünden, 16 tanesi Burgazada’da geçiyor.  Köşk bakımlı ve oldukça güzel bir yerde. Belli günler de açık olan müzeyi şanslıysanız bizim gibi gezme fırsatı da yakalarsınız.

 

 

Zamanınız varsa ve yürümeyi seviyorsanız adanın sokaklarında dolaşın. Yorulup ve karnınız acıkınca da sahilde yer alan lokantalardan birine yerleşin. Eski İstanbul Rum toplumundan bize miras kültürün en güzel örneklerinden olan balıkçı lokantalarında her türlü meze ve deniz ürünlerini bulacaksınız. Biraz pahalı ama lezzetli, o kültürü yaşamak için değer. Kulağımıza dokunan Rum müzikleri eşliğinde, arkadaşlarımızla keyifli bir gün geçiriyoruz.  Ada küçük olunca gezimizde yarım güne sığıyor. Sonra sıradaki adaya doğru ilk gelen vapurla ilerliyoruz.

ADADAN GERİYE KALANLAR

Diğer adalara göre küçük ama sevimli. Kendimizi buraya aitmiş gibi hissediyoruz.

Adım adım sokaklarını dolaşıyor, çiçeklerle sarıp sarmalanmış evlere bayılıyoruz.

Burada da faytona binmiyoruz. Tabana kuvvet yani.

Sahildeki lokantaları çok sevdim, Yunan adalarını aratmayacak kadar hatta daha güzel. Mezeler birbirinden zengin çeşitte ve bir o kadar lezzetli. Ama fiyatlar bayağı tuzlu!

Öğretmenevi, hem bina hem de konum olarak güzel. Bir şey yemeseniz de bir çay için.

Sahildeki satıcıların tezgahlarını sırasıyla dolaşın, eminim seveceğiniz bir şeyler bulacaksınız. Mesela değişik takılara rastlayabilirsiniz.

Özellikle yaz aylarında sahili oldukça kalabalık.

Denize girilecek plajlar var ama biz bütün zamanımızı aylaklığa ayırdık.

‘’ Geldik mi, kalalım’’ gibi düşünceniz varsa,  konaklayacak yerler de mevcut.

Sahildeki dondurmacılardan dondurma almayı da unutmayın, sıcak havada serinlik veriyor. 

Bir tek adaya gitmek kalıyor, hadi o zaman!…

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*